Günümüzde hayatta meydana gelen değişimler sonucunda bu değişik alanların hukuk yoluyla denetlenmesi ihtiyacı ortaya çıkmış ve bunun bir sonucu olarak hakimlerin her konuda yeterli bilgiye sahip olmasının mümkün olmadığı gerçeğiyle beraber bilirkişilik kavramı ortaya çıkmıştır. Peki bilirkişi nedir? Kısaca açıklamak gerekirse bilirkişi yargı organının hukuki bilgisi dışında kalan, uzmanlık veya özel teknik bilgi gerektiren durumlarda başvurulan o konunun uzmanı olan kişilere verilen addır. Yani bilirkişilik bir danışma merciinden ibarettir. Özellikle son yıllarda hacking suçu, internetten hakaret, online banka dolandırıcılığı gibi bilişim hukuku kapsamına giren suçların yanı sıra dijital deliller ve hash kodu ve Truva Atları gibi bilişim kavramlarını içeren dava dosyalarında hakimlerin bir danışma mercii olarak başvurması öngörülen bilirkişilik makamı ne yazık ki bir danışma makamından çok adeta hakime denk bir karar mekanizmasına dönüşmüştür. Şöyle ki hukukumuz hakimin bilirkişinin görüşünü alarak bilirkişinin görüşü doğrultusunda ya da o görüşe karşıt bir kararı gerekçesini açıklayarak almasını öngörmektedir. Ancak hakimler gerek ağır iş yükü gibi sebeplerle gerek özellikle bilişim hukuku alanındaki yetersiz bilgilerinden kaynaklanan çeşitli çekinceler nedeniyle bilirkişinin görüşünü karar olarak uygulamaktadırlar. Aslında hem etik olarak hem de sanık haklarının korunması açısından bilirkişinin bir görüş belirtmesi yani sanığın suçlu ya da suçsuz olduğunu doğrudan ya da dolaylı olarak işaret etmesi hukukun ruhuyla bağdaşmamaktadır. Ancak uygulamada çoğu bilirkişinin sanık hakkında tarafsız görüş bildirmesi bir yana dursun sanık hakkındaki olumlu delillerin bile sümen altı edilerek hakimin kararına doğrudan bir müdahale görülmektedir. Ayrıca çoğu bilirkişinin asıl görevi olan terimleri ve var olan durumu objektif bir biçimde açıklamak yerine raporlarında kendi kişisel yorumlarına yer vererek hakimi etki altında bıraktıkları bilinen bir gerçektir. Bütün bunlara ek olarak, birçok bilirkişinin binlerce sayfalık dava dosyasına tam olarak hakim olmadan adeta ezbere rapor yazdıkları yani raporlarına gereken özeni göstermedikleri uygulamada görülen acı bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Bazı bilirkişilerin bu şekilde özensiz davranması bazılarının işlerine gereken özeni vermesi yargıda karışıklık yarattığı gibi hukukta bir ''standartsızlaşma'' sürecine yol açmaktadır. Bu durum da birçok kişinin mağduriyetine sebep olmaktadır. Her ne kadar bilirkişi raporuna itiraz etmek mümkün olsa da bazı bilirkişilerin hakimi adeta yönlendiren tutumu sanığın haklarının korunmasına engel teşkil etmektedir. İşte bütün bu aksaklıkları önlemek amacıyla Adalet Bakanlığı harekete geçerek Bilirkişilik Kanun Tasarısı taslağı hazırlayarak 18/05/2015 tarihinde bu taslağı kamuoyunun görüşüne sundu. Bu yasa tasarısı öncesinde bilirkişi başvurusu formaliteden ibaret şartlara tabi idi. Yeni bilirkişi kanunu taslağına göre bilirkişi başvuru hakkı bir takım şartlara bağlanarak bilirkişilik makamının belli bir standart çerçevesinde görevlendirilmesi amaçlanmıştır.
Yeni Bilirkişi Kanunu
Bilirkişi Şartları
MADDE 11- (1) Bilirkişilik faaliyetinde bulunacak gerçek kişilerde aşağıdaki nitelikler aranır:
a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkum olmamak.
b) Daha önce kendi isteği dışında bilirkişilik sicilinden çıkarılmamış olmak.
c) Disiplin yönünden meslekten ya da memuriyetten çıkarılmamış olmak veya sanat icrasından geçici olarak yasaklı durumda olmamak.
ç) Başka bir bölge kurulunun listesine kayıtlı olmamak.
d) Bilirkişilik temel eğitimini tamamlamak ve bu eğitim sonunda yapılacak sınavda başarılı olmak.
e) Bilirkişilik yapacağı uzmanlık alanında en az beş yıl fiilen çalışmış olmak.
f) Meslek mensubu olarak görev yapabilmek için mevzuat tarafından aranan şartları haiz olmak ve mesleğini yapabilmek için gerekli olan uzmanlık alanını gösteren diploma, mesleki yeterlilik belgesi, uzmanlık belgesi veya benzeri belgeye sahip olmak.
g) Üst Kurulun bilirkişilik temel ve alt uzmanlık alanlarına göre belirlediği yeterlilik koşullarını taşımak.
(2) Daha önce yaptığı başvurusu mesleki olarak yeterli nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle reddedilenler, bir yıl geçmedikçe yeniden bilirkişilik yapmak için başvuruda bulunamazlar.