7 Eylül 2015 Pazartesi

Dijital Deliller ve Bilişim Suçları

Konvensiyonel suçların aksine bilişim suclarında suçun işlendiği yer belli değildir. Örneğin Almanya'da yaşayan bir insan Amerika'daki bankaları internet üzerinden dolandırabilir. Üstelik bunu başka bir bilgisayar üzerinden o bilgisayarın sahibinin haberi olmadan da yapabilir. Bu durumda o bilgisayarın sahibinin haksız yere hüküm yemesine bile sebep olabilir. Yani bu örnekten de anlaşılabileceği üzere bilişim suçları tespiti son derece zor olan suç çeşitlerini kapsadığı gibi aynı zamanda masum insanların da mağdur olmasıyla sonuçlanabilen suçlar içerir. Yani bilişim suçlarında suçun yerinin hatta zaman zaman failinin bile net olarak belli olmaması suçun tespitinin zor olmasının başlıca sebeplerinden biridir. Bunun yanında internet aracılığıyla uluslararası olarak işlenen suçlarda ülkeler arasında  yasal bir koordinasyon bulunmamaktadır. Yani bir ülkede suç teşkil eden bir fiil başka bir ülkede suç olmayabilir. Bunlara ek olarak internetin yapısı gereği yargı mercileri internet ortamında gerçek hayatta olduğu kadar etkin değillerdir. Örneğin suç teşkil eden durumlarda intenete doğrudan müdahale edebilecek bir yargı mercii bulunmamaktadır. Örneğin günümüzde oldukça popüler olan canlı yayın uygulamaları kullanılarak yapılan canlı yayınlarda telif hakkı ihlalleri ve bu ihlallerin sözkonusu programların yapısı gereği kaydedilmemesi sonucu herhangi bir delil bulunamaması son zamanlarda birçok suçun önünü açmıştır. Ayrıca delillerin, gerçek delillerin aksine gerek toplanma ve aktarım sürecinde gerek incelenmesi sürecinde çok daha fazla bilgi ve uğraş gerektirmesi bir başka sorun olarak gözükmektedir. Bu durumda dijital delillerin ne olduğunun yanında dijital delillerin hangi durumlarda geçerli hangi durumlarda geçersiz olduklarını incelemek faydalı olacaktır.     

2)Dijital delil nedir?
         
        Herhangi bir elektronik cihazdan herhangi bir suça delil olarak mahkemeye delil olarak sunulabilir her türlü veri olarak tanımlanan dijital deliller, tanımdan da anlaşılabileceği üzere sadece bir bilişim sisteminden değil her türlü medya verisi kaydedebilen elektronik cihazdan elde edilebilir delillerdir. Yaygın olarak bilinenin aksine dijital deliller sadece bilişim suçları için değil her türlü suç için delil olarak kullanılmaktadırlar. Özellikle günümüzde gelişen teknoloji ile beraber hayatımızın her alanına giren elektronik cihazlar birçok suçun delilini kaydedebilmektedirler. Yani günümüzde birçok suç eskiye kıyasla daha kolay tespit edilebilmektedir. Ancak dijital deliller, kolaylıkla manipüle edilebilir yapıda oldukları için çoğu zaman geçerli değillerdir. Buradan hareketle dijital delillerin hangi durumlarda geçerli, hangi durumlarda geçersiz olduklarını incelemek gerekmektedir.

3)Dijital deliller neden tek başlarına gecersizlerdir?
        
        
        Bilindik suçların aksine bilişim suçlarında delil toplamak ta oldukça zordur. Suçun belli bir mekanı olmaması, olası delillerin genelde somut deliller olmaması suçun tespitini oldukça zorlaştıran etmenlerdir. Bunun yanında  suçun faille dolaylı veya doğrudan bağlantıları, olası bir ikinci faille olan bağlantılar ve bu bağlantıların zamana bağlı ilişkileri dijital delillerin incelenmesini oldukça zorlaştırmıştır.  Buna ek olarak dijital delillerin incelenmesi ve aktarımı oldukça bilgi ve çaba gerektirmektedir. Ayrıca dijital delillerle bir suçun tespit edilmesi durumunda yaşanan bir diğer sıkıntı da   dijital delillerin tek başına delil olarak kabul edilmemesidir. Çünkü dijital ortamda elde edilen delillerin oluşturulma tarihleri, delillerin bulunduğu cihazın  tarihine endekslidir. Dolayısıyla bu durumda cihazın o zamanki tarihinin doğru olup olmadığı bilinemez. Bu da sözkonusu dijital delillerin olası suç tarihiyle olan tarihsel ilişkisini ortadan kaldırır ki bu durumda bir delilden söz edilemez.


4)Dijital deliller hangi koşullarda geçerli olurlar?

       
         Öncelikle bir dijital delil tek başına geçerli olamaz. Çünkü sözkonusu dijital delil içerisinde bulunduğu cihazın tarihine endeksli bir olusturulma tarihine sahiptir. Bu sebeple dijital delilin tarihinin doğru olup olmadığı bilinemez. Ancak bazı durumlarda dijital delil de geçerli sayılabilir.  Bir dijital delilin geçerlilik kazanabilmesi için öncelikle harici bir tarih kaynağıyla teyit edilmiş olması gerekmektedir. Bunun yanında sözkonusu dijital delillerin geçerli olabilmeleri icin hukuk kurallarına uygun olarak elde edilmiş olmaları, olası suç teşkil eden fiille doğrudan ilişkili olmaları, toplanmaları ve aktarımları sırasında her hangi bir kuşkuya mahal vermeyecek yapıda olmaları, yargı mercileri tarafından anlaşılabilir ve inandırıcı bulunmaları ve son olarak tarafsız bir yapıda olmaları gerekmektedir.

Mert Güdücüoğlu

Yeni e-ticaret Kanunu

Elektronik ticaret, elektronik ortamda çevrimiçi olarak yapılan her türlü ticari faaliyet olarak tanımlanabilir. Elektronik ticaret, hizmet sağlayıcılar yani doğrudan kendi ürününü elektronik ortamda satan gerçek veya tüzel kişiler veya aracı hizmet sağlayıcılar yani başkalarına ait ürünlerin elektronik ortamda satılması için ortam hazırlayan gerçek veya tüzel kişiler tarafından gerçekleştirilmektedir. Ve bu ticaret tipi de tıpkı gerçek hayattaki konvensiyonel ticaret gibi hukuk kuralları çerçevesinde düzenlenmeye ve denetlenmeye gereksinim duymaktadır.
Kanunun Genel Hatları ve Amacı

Son yıllarda hayatın her alanında Avrupa Birliği normlarına uyum sağlamayı hedefleyen ülkemizde hukuk alanında da bu normlara uyulması bir zorunluluk haline gelmiştir. Buradan hareketle, Avrupa Birliği ülkelerindeki bir dizi hukuk kuralının ülkemiz için de ülkemizin koşulları gözetilerek uyarlanması kaçınılmaz hale gelmiştir.
      
Hayatın her alanında olduğu gibi ticaret alanında da kendine geniş bir yer bulan internetin de kendine has kanunları olmakla birlikte, internet üzerindeki ticareti kapsayan kanunların Avrupa Birliği direktifleri doğrultusunda güncellenmesi 27 Kasım 2014 tarihinde Resmî Gazete'de yayınlanan ve akabinde 1 Mayıs 2015 tarihinde yürürlüğe giren Yeni E-ticaret kanunu ile tamamlanmıştır. Kanunun yapılma amacı Avrupa Birliği normlarına uyumun yanısıra e-ticaret sektöründeki belli başlı sıkıntıların önüne geçmekti. 13 maddeden oluşan kanun e-ticaret sektörünü detaylı bir şekilde düzenlemekten çok sektörde belli başlı aksaklıkları önlemek ve kişisel verilerin güvenliğini sağlamak amaçları güdülerek yürürlüğe sokulmuştur. Kanuna göre ticari amaçlı gönderilen mail, kısa mesaj, Fax, sesli mesaj vb iletiler belirli kurallar çerçevesinde gönderilmelidir. Öncelikle kanunun en öne çıkan noktalarından biri ticari amaçla gönderilecek herhangi bir iletinin (mail, mesaj vb iletiler) önceden gönderilecek tarafın onayı alındıktan sonra gönderilmesi hususunu zorunlu kılmasıdır. Kanunun bir diğer önemli noktası ticari amaçla mesaj gönderen tüzel veya gerçek kişinin ileti içeriğinde ürünün cinsini, nerede üretildiği, satış fiyatını, hangi kanalla gönderileceğini kısaca ürünle ilgili tüm ayrıntıları belirtmeyi zorunlu hale getirmesidir. Ayrıca kanun, satışı gerçekleştiren tüzel veya gerçek kişinin her türlü iletişim bilgisini (gerçek veya tüzel kişinin tam adı, telefon numarası, Ticaret Odası sicil kaydı vb bilgiler) de belirtmesini şart koşmaktadır. Bu maddeyi ihlal eden firmalar, 1000 TL'den 15000 TL'ye kadar para cezasıyla cezalandırılırlar.



Firmaların Genel Sorumlulukları
        
         Öncelikle kanunun öncesinde de sonrasında da  karşılaşılan en önemli problem sürekli gönderilen reklam SMS'leridir. Kanun, satış yapan tüzel veya gerçek kişilerin tüketicilere ticari içerikli iletileri göndermeden önce tüketicinin onayını almasını öngörmektedir. Bu onay kısa mesaj yoluyla olabildiği gibi ıslak imza ile de olabilmektedir. Kanun sonrasında birçok ticari firma tüketicilere reklam iletilerini almaya devam edip etmeme konusunda onay mesajları yollamış olsa bile birçok firma onay mesajlarının cevaplanmamasını onay verilmiş gibi kabul ederek ticari amaçlı iletileri tüketicilere yollamaya devam etmişlerdir. Bu da kanundan sonra bile istenmeyen ticari amaçlı SMS'lerin ve e-postaların tamamen engellenememesi sonucunu doğurmuştur. Bu durumun asıl sebebi de kanundan zımni onayın kabul edildiği anlamının çıkarılmasıdır. Ancak yönetmelik, kanunda yer alan bu açığı net bir biçimde kapatmıştır. Yönetmeliğe göre firmalar ticari amaçlı iletilerini tüketicilere göndermeden önce izin almakla yükümlüdürler.  Ancak yine aynı yönetmeliğe göre tüketici ile sözkonusu firma arasında daha önceden doğrudan bir ticari ilişki olmuşsa (örneğin tüketici o firmadan herhangi bir şekilde alışveriş yapmışsa) firma tüketiciye ticari içerikli ileti yollamak için tüketicinin onayını almakla yükümlü değildir. Yönetmelikte yeralan bu ifade istenmeyen ticari amaçlı iletilerin halen devam etmesinin başlıca sebebi olarak gösterilebilir. Buna ek olarak yine aynı yönetmelik uyarınca firmalar, her koşulda tüketiciye gönderdikleri ticari amaçlı iletinin içerisinde tüketiciye ücretsiz olarak reklam mesajları hizmetinden çıkma hakkını tanımakla yükümlüdürler. Firmalar, kanuna uymamalari durumunda 1000 TL'den 5000 TL'ye kadar para cezasıyla cezalandırılırlar.

Hizmet Sağlayıcı ve Aracı Hizmet Sağlayıcı Kavramları

         Öncelikle yeni elektronik ticaret kanunu, internet üzerinden ticaret yapan her tüzel veya gerçek kişi hizmet sağlayıcı olarak tanımlamıştır.  Buna ek olarak kanun, başka gerçek veya tüzel kişiye ait olan ürünlerin internet üzerinden satışına ortam hazırlayan gerçek veya tüzel kişileri ise aracı hizmet sağlayıcı olarak tanımlamıştır. 

Hizmet Sağlayıcının Yükümlülükleri
           Öncelikle hizmet sağlayıcının en öne çıkan yükümlülüğü bilgi verme hususundadır. Bu bilgi verme hususu iki açıdan ele alınır. İlk olarak hizmet sağlayıcı kendisi hakkında her türlü iletişim bilgilerini ve kişisel/kurumsal ismini paylaşmakla yükümlü olduğu gibi ürünün cinsini nerede üretildiğini, fiyatını vb her türlü bilgiyi ürünü sattığı internet sitesi üzerinden paylaşmakla yükümlüdür. Buna ek olarak hizmet sağlayıcı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın denetleme amacıyla herhangi bir bilgi talep etmesi durumunda da bu bilgiyi paylaşmakla yükümlüdür. Çünkü kanun, kendisinden önce de olduğu gibi hizmet sağlayıcıların ticari ilişkilerinin Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından denetlenmesini ve düzenlenmesini öngörmektedir. Buna ek olarak hizmet sağlayıcının siparişe yönelik yükümlülükleri de bulunmaktadır. Hizmet sağlayıcı, siparis ücretini, kargo firmasını, kargo ücretini belirtmekte yükümlüdür. Buna ek olarak hizmet sağlayıcının ticari amaçlı iletilere ilişkin yükümlülükleri de bulunmaktadır. Yani hizmet sağlayıcı tüketiciye ticari amaçlı bir ileti göndermeden önce onayını almalıdır. Her ne kadar birçok hizmet sağlayıcı, uzunca bir süre onay iletisine cevap vermeyen tüketicileri onaylamış gibi kabul ederek ticari amaçlı iletiler yollamaya devam etmiş olsalar da yönetmelik açıktır. Hizmet sağlayıcı tüketiciyle daha önceden ticari bir ilişki içerisinde bulunmamışsa, tüketiciye ticari amaçlı ileti yollamadan önce onayını almak zorundadır. Ancak hizmet sağlayıcının diğer hizmet sağlayıcılara veya aracı hizmet sağlayıcılara doğrudan gönderecekleri iletiler onaya tabi değildir. Bunun yanında hizmet sağlayıcı, tüketicinin istediği takdirde bu reklam hizmetinden ücretsiz olarak çıkmasını sağlamakla da yükümlüdür. Kanunun belirttiği bir diğer yükümlülük ise iletinin kabul edilmemesi durumunda hizmet sağlayıcının o tüketiciye reklam yollamamasıdır. Ve son olarak hizmet sağlayıcıların, kişisel verilerin korunmasına ilişkin yükümlülükleri vardır. Yani hizmet sağlayıcının tüketiciye ait telefon numarası, adres, hesap bilgileri vb bilgileri tüketicinin izni olmaksızın 3. kişilerle paylaşması cezai yaptırım gerektirmektedir.
Aracı Hizmet Sağlayıcının Yükümlülükleri

           Yeni elektronik ticaret kanunu hizmet sağlayıcının yükümlülüklerinin yanı sıra aracı hizmet sağlayıcının hukuki sorumluluklarını da belirtmiştir. Buna göre aracı hizmet sağlayıcı, reklam kampanyaları için tüketicilere göndereceği iletiler için önceden tüketiciden izin almakla ve tüketicinin adres, telefon, hesap bilgileri gibi tüm bilgilerini saklı tutmakla yükümlüdür. Aracı Hizmet sağlayıcılar da diğer aracı hizmet sağlayıcılara ve hizmet sağlayıcılara reklam amaçlı ileti gönderebilmek için yasal olarak onaya ihtiyaç duymazlar.
Nasıl şikayet ederim?
   
             Yeni e-ticaret kanunu yürürlüğe girdikten sonra bazı küçük ve orta ölçekli firmalar bakanlığın cezai yaptırım uygulamaması sebebiyle herhangi bir onay almaksızın tüketiciye reklam amaçlı iletiler yollamaya devam etmişlerdir. Bu durum da reklam amaçlı iletileri tüketicilere için ciddi bir sorun haline getirmiştir. Bu tür rahatsız edici iletileri hukuka aykırı bir biçimde yollayan firmaları Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'na ait internet sitesi olan www.gtb.gov.tr adresi  üzerinden şikayet etmek mümkündür. 

Yeni E-ticaret Kanununun Hukuktaki Yeri

Kanun No. 6563                                                                                             Kabul Tarihi: 23/10/2014
Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı, elektronik ticarete ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.
(2) Bu Kanun, ticari iletişimi, hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcıların sorumluluklarını, elektronik iletişim araçlarıyla yapılan sözleşmeler ile elektronik ticarete ilişkin bilgi verme yükümlülüklerini ve uygulanacak yaptırımları kapsar.

Tanımlar

MADDE 2 – (1) Bu Kanunun uygulanmasında;
a) Elektronik ticaret: Fiziki olarak karşı karşıya gelmeksizin, elektronik ortamda gerçekleştirilen çevrim içi iktisadi ve ticari her türlü faaliyeti,
b) Ticari iletişim: Alan adları ve elektronik posta adresi dışında, mesleki veya ticari faaliyet kapsamında kazanç sağlamaya yönelik olarak elektronik ticarete ilişkin her türlü iletişimi,
c) Ticari elektronik ileti: Telefon, çağrı merkezleri, faks, otomatik arama makineleri, akıllı ses kaydedici sistemler, elektronik posta, kısa mesaj hizmeti gibi vasıtalar kullanılarak elektronik ortamda gerçekleştirilen ve ticari amaçlarla gönderilen veri, ses ve görüntü içerikli iletileri,
ç) Hizmet sağlayıcı: Elektronik ticaret faaliyetinde bulunan gerçek ya da tüzel kişileri,
d) Aracı hizmet sağlayıcı: Başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına elektronik ticaret ortamını sağlayan gerçek ve tüzel kişileri,
e) Bakanlık: Gümrük ve Ticaret Bakanlığını,
ifade eder.

Bilgi verme yükümlülüğü

MADDE 3 – (1) Hizmet sağlayıcı, elektronik iletişim araçlarıyla bir sözleşmenin yapılmasından önce;
a) Alıcıların kolayca ulaşabileceği şekilde ve güncel olarak tanıtıcı bilgilerini,
b) Sözleşmenin kurulabilmesi için izlenecek teknik adımlara ilişkin bilgileri,
c) Sözleşme metninin sözleşmenin kurulmasından sonra, hizmet sağlayıcı tarafından saklanıp saklanmayacağı ile bu sözleşmeye alıcının daha sonra erişiminin mümkün olup olmayacağı ve bu erişimin ne kadar süreyle sağlanacağına ilişkin bilgileri,
ç) Veri girişindeki hataların açık ve anlaşılır bir şekilde belirlenmesine ve düzeltilmesine ilişkin teknik araçlara ilişkin bilgileri,
d) Uygulanan gizlilik kuralları ve varsa alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizmalarına ilişkin bilgileri,
sunar.
(2) Hizmet sağlayıcı, varsa mensubu olduğu meslek odası ile meslekle ilgili davranış kurallarını ve bunlara elektronik olarak ne şekilde ulaşılabileceğini belirtir.
(3) Tarafların tüketici olmadığı hâllerde taraflar, birinci ve ikinci fıkralardaki düzenlemelerin aksini kararlaştırabilirler.
(4) Hizmet sağlayıcı, sözleşme hükümlerinin ve genel işlem şartlarının alıcı tarafından saklanmasına imkan sağlar.
(5) Birinci ve ikinci fıkralar, münhasıran elektronik posta yoluyla veya benzeri bireysel iletişim araçlarıyla yapılan sözleşmelere uygulanmaz.

Sipariş

MADDE 4 – (1) Elektronik iletişim araçlarıyla verilen siparişlerde aşağıdaki esaslar geçerlidir:
a) Hizmet sağlayıcı, siparişin onaylanması aşamasında ve ödeme bilgilerinin girilmesinden önce, ödeyeceği toplam bedel de dâhil olmak üzere, sözleşmenin şartlarının alıcı tarafından açıkça görülmesini sağlar.
b) Hizmet sağlayıcı, alıcının siparişini aldığını gecikmeksizin elektronik iletişim araçlarıyla teyit eder.
c) Sipariş ve siparişin alındığının teyidi, tarafların söz konusu beyanlara erişiminin mümkün olduğu anda gerçekleşmiş sayılır.
(2) Hizmet sağlayıcı, sipariş verilmeden önce alıcıya, veri giriş hatalarını belirleyebilmesi ve düzeltebilmesi için uygun, etkili ve erişilebilir teknik araçları sunar.
(3) Tarafların tüketici olmadığı hâllerde taraflar, birinci ve ikinci fıkralardaki düzenlemelerin aksini kararlaştırabilirler.
(4) Birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri ile ikinci fıkra, münhasıran elektronik posta yoluyla veya benzeri bireysel iletişim araçlarıyla yapılan sözleşmelere uygulanmaz.

Ticari iletişime ilişkin esaslar

MADDE 5 – (1) Ticari iletişimde:
a) Ticari iletişimin ve bu iletişimin adına yapıldığı gerçek ya da tüzel kişinin açıkça belirlenebilir olmasını sağlayan bilgiler sunulmalıdır.
b) İndirim ve hediye gibi promosyonlar ile promosyon amaçlı yarışma veya oyunların bu niteliği açıkça belirlenebilmeli, bunlara katılımın ve bunlardan faydalanmanın şartlarına kolayca ulaşılabilmeli ve bu şartlar açık ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde anlaşılır olmalıdır.

Ticari elektronik ileti gönderme şartı

MADDE 6 – (1) Ticari elektronik iletiler, alıcılara ancak önceden onayları alınmak kaydıyla gönderilebilir. Bu onay, yazılı olarak veya her türlü elektronik iletişim araçlarıyla alınabilir. Kendisiyle iletişime geçilmesi amacıyla alıcının iletişim bilgilerini vermesi hâlinde, temin edilen mal veya hizmetlere ilişkin değişiklik, kullanım ve bakıma yönelik ticari elektronik iletiler için ayrıca onay alınmaz.
(2) Esnaf ve tacirlere önceden onay alınmaksızın ticari elektronik iletiler gönderilebilir.
Ticari elektronik iletinin içeriği

MADDE 7 – (1) Ticari elektronik iletinin içeriği, alıcıdan alınan onaya uygun olmalıdır.

(2) İletide, hizmet sağlayıcının tanınmasını sağlayan bilgiler ile haberleşmenin türüne bağlı olarak telefon numarası, faks numarası, kısa mesaj numarası ve elektronik posta adresi gibi erişilebilir durumdaki iletişim bilgileri yer alır.
(3) İletide, haberleşmenin türüne bağlı olarak, iletinin konusu, amacı ve başkası adına yapılması hâlinde kimin adına yapıldığına ilişkin bilgilere de yer verilir.

Alıcının ticari elektronik iletiyi reddetme hakkı

MADDE 8 – (1) Alıcılar diledikleri zaman, hiçbir gerekçe belirtmeksizin ticari elektronik iletileri almayı reddedebilir.
(2) Hizmet sağlayıcı ret bildiriminin, elektronik iletişim araçlarıyla kolay ve ücretsiz olarak  iletilmesini sağlamakla ve gönderdiği iletide buna ilişkin gerekli bilgileri sunmakla yükümlüdür.
(3) Talebin ulaşmasını müteakip hizmet sağlayıcı üç iş günü içinde alıcıya elektronik ileti göndermeyi durdurur.

Aracı hizmet sağlayıcıların yükümlülükleri

MADDE 9 – (1) Aracı hizmet sağlayıcılar, hizmet sundukları elektronik ortamı kullanan gerçek ve tüzel kişiler tarafından sağlanan içerikleri kontrol etmek, bu içerik ve içeriğe konu mal veya hizmetle ilgili hukuka aykırı bir faaliyetin ya da durumun söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir.
(2) Bu Kanunun 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 inci maddelerinde düzenlenen yükümlülüklerin aracı hizmet sağlayıcılarına uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

Kişisel verilerin korunması

MADDE 10 – (1) Hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcı:
a) Bu Kanun çerçevesinde yapmış olduğu işlemler nedeniyle elde ettiği kişisel verilerin saklanmasından ve güvenliğinden sorumludur.
b) Kişisel verileri ilgili kişinin onayı olmaksızın üçüncü kişilere iletemez ve başka amaçlarla kullanamaz.

Bakanlık yetkisi

MADDE 11 – (1) Bakanlık, bu Kanunun uygulanması ve elektronik ticaretin gelişimiyle ilgili her türlü tedbiri almaya ve denetimi yapmaya yetkilidir.
(2) Bakanlıkça görevlendirilen denetim elemanları, bu Kanun kapsamında Bakanlık yetkisine giren hususlarla ilgili olarak her türlü bilgi, belge ve defterleri istemeye, bunları incelemeye ve örneklerini almaya, ilgililerden yazılı ve sözlü bilgi almaya yetkili olup ilgililer istenilen bilgi, belge ve defterler ile elektronik kayıtlarını, bunların örneklerini noksansız ve gerçeğe uygun olarak vermek, yazılı ve sözlü bilgi taleplerini karşılamak ve her türlü yardım ve kolaylığı göstermekle yükümlüdür.

Cezai hükümler

MADDE 12 – (1) Bu Kanunun;
a) 3 üncü maddesindeki yükümlülüklere, 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki yükümlülüklere, 6 ncı maddesinin birinci fıkrasına veya 7 nci maddesinin birinci fıkrasına aykırı hareket eden hizmet sağlayıcılara ve aracı hizmet sağlayıcılara bin Türk lirasından beş bin Türk lirasına kadar,
b) 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki veya aynı maddenin ikinci fıkrasındaki, 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki veya 7 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarındaki yükümlülüklere aykırı hareket eden hizmet sağlayıcılara ve aracı hizmet sağlayıcılara bin Türk lirasından on bin Türk lirasına kadar,
c) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki, 8 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarındaki yükümlülüklere aykırı hareket eden hizmet sağlayıcılara ve aracı hizmet sağlayıcılara iki bin Türk lirasından on beş bin Türk lirasına kadar,
ç) 11 inci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı hareket edenlere iki bin Türk lirasından beş bin Türk lirasına kadar,
idari para cezası verilir.
(2) Bir defada birden fazla kimseye 6 ncı maddenin birinci fıkrasına aykırı olarak ileti gönderilmesi hâlinde, birinci fıkranın (a) bendinde öngörülen idari para cezası on katına kadar artırılarak uygulanır.
(3) Bu maddede öngörülen idari para cezalarını verme yetkisi Bakanlığa aittir. Bu yetki, merkezde Bakanlığın ilgili genel müdürlüğüne, taşrada ise Bakanlığın il müdürlüklerine devredilebilir.

Yönetmelikler

MADDE 13 – (1) Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelikler; Adalet Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığı ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun görüşleri alınarak Bakanlık tarafından hazırlanır.

Değiştirilen mevzuat

MADDE 14 – (1) 5/11/2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanununun 50 nci maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.
“(5) İşletmeciler tarafından, sundukları hizmetlere ilişkin olarak abone ve kullanıcılarla, önceden izinleri alınmaksızın otomatik arama makineleri, fakslar, elektronik posta, kısa mesaj gibi elektronik haberleşme vasıtalarının kullanılması suretiyle pazarlama veya cinsel içerik iletimi gibi maksatlarla haberleşme yapılamaz. İşletmeciler, sundukları hizmetlere ilişkin olarak abone ve kullanıcılarıyla siyasi propaganda içerikli haberleşme yapamazlar.”

“(6) İşletmeciler tarafından, abone ve kullanıcıların iletişim bilgilerinin bir mal ya da hizmetin sağlanması sırasında, bu tür haberleşmenin yapılacağına dair bilgilendirilerek ve reddetme imkânı sağlanarak edinilmiş olması hâlinde, abone ve kullanıcılarla önceden izin alınmaksızın aynı veya benzer mal ya da hizmetlerle ilgili pazarlama, tanıtım, değişiklik ve bakım hizmetleri için haberleşme yapılabilir.
(7) Abone ve kullanıcılara, bu tür haberleşme yapılmasını reddetme ve verdikleri izni geri alma hakkı kolay ve ücretsiz bir şekilde sağlanır.”

Onay alınarak oluşturulan veri tabanları

GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, ticari elektronik ileti gönderilmesi amacıyla onay alınarak oluşturulmuş olan veri tabanları hakkında 6 ncı maddenin birinci fıkrası uygulanmaz.

Yürürlük

MADDE 15 – (1) Bu Kanun 1/5/2015 tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 16 – (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. 

Mert Güdücüoğlu


İnternetten Küfür Etmenin Cezası

Türk Ceza kanununun 125. Maddesinde bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırmak şeklinde tanımlanan hakaret suçu son yıllarda internetin de yaygınlaşmasıyla beraber her suç tipinde olduğu gibi internet üzerinden de subut bulmaya başlamıştır. İnternet üzerinden gerçekleşen hakaret suçu bilişim hukukunu ilgilendirmektedir. Suç teşkil eden durumlarda genel olarak  3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ve adlî para cezası sözkonusu olmakla birlikte uygulamada günümüzdeki hukuk sistemimiz çerçevesinde çoğu zaman farklılıklar görülmektedir. Kanunda ifade edilen somut eylemin ne olduğu tartışılabilir bir konu olmakla beraber belirli bir takım kelimelerin suç teşkil ettiği yargıtay nezlinde kabul edilmiştir. Yakın zamanda yargıtay in almış olduğu karara göre "Allah belanı versin." ifadesi suç teşkil etmemektedir. Buna gerekçe olarak ta sözkonusu ifadenin kişinin şerefini, haysiyetini zedeleyecek bir anlam içermediği, bir temenni içerdiği gösterilmiştir bu sebeple hakaret kapsamına girmemektedir diye yorunlanabilir. Hakaret  sadece sözle değil resimle, kısa mesajla, gönderilen bir içerikle, bir fotoğrafla ve bir yazıyla da olabilir.


(1) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.
(3) Hakaret suçunun;
a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
http://www.internetavukati.net/
http://www.internetavukati.net/b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,
İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
(4) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.


          Ünlü kisiler ve siyasiler icin durum farklıdır. Yargıtay ünlü ve siyasi kişilere hakaret konusunda farklı yorumlamaktadır.  Yargıtaya göre ünlü kişiler ve siyasiler eleştiriye açık olmak durumundadırlar. Ama bu eleştiriye açık olma durumu hakaret etme hakkını vermez. Bunun yanında herhangi bir medya kuruluşu ünlü kişilerin, siyasilerin resimlerini görüntülerini diledikleri gibi yayınlayabilirler. Çünkü sözkonusu kişiler yargıtay nezlinde topluma mal olmuş kişilerdir ve buradan hareketle toplumun bu kişiler hakkında bilgi alma hakkı vardır. Buna karşın herhangi bir medya kuruluşu ünlü olmayan, tabiri caizse "sokaktaki adamın " resmini o kişinin rızası olmaksızın yayınlarsa bu fiil bir suç teşkil eder ve sözkonusu kişi resmini yayınlayan medya kuruluşuna tazminat davası açma hakkına sahiptir.


         İnternet üzerinden hakaret suçlarını düzenleyen Türk Ceza Kanunu'nun 125. Maddesi'nden farklı olarak özel bir maddede tanımlanan cumhurbaşkanına hakaret suçu 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Buna ek olarak suçun alenen işlenmesi durumunda ceza 1/6 oranında arttırılır. Cumhurbaşkanına hakaret suçu cumhuriyet savcıları tarafından  tespit edildikten sonra suç unsurları teknik ön incelemeye tabi tutulur ve sonrasında Adalet Bakanlığı'ndan soruşturma izni alındıktan sonra yargı süreci başlar. Dolayısıyla cumhurbaşkanına hakaret suçunun soruşturulması adalet bakanlığının iznine tabidir.

Cezanın Uygulanması

         
           İnternetten ya da gerçek hayatta herhangi bir kişiye hakaret etmenin cezası 2 yıla kadar hapis ve adlî para cezasıdır. Suçun internetten ya da gerçek hayatta olması ağırlaştırıcı ya da hafifletici bir sebep değildir. Suçun aleni olup olmaması cezanın belirlenmesi için önem arz etmektedir. Dolayısıyla suçun aleni olması ağırlaştırıcı bir sebep olarak karşımıza çıkmaktadır. Buna ek olarak 2 yıla kadar olan cezalar ertelenebilir cezalardır. Kaldı ki hakaret cezası gerektiren durumlarda mevcut kanunların uygulanma şekli dikkate alındığında hakaret nedeniyle hapis cezası infaz edilmiş kişi yoktur denilebilir. Çünkü hakaret suçu teşkil eden fiillerde kişinin sicili temizse cezası ertelenir. Ve 5 yıl boyunca o kişi suç işlemezse suç sicilinden silinir. Dolayısıyla dava otomatik olarak düşmüş olur. Bu durum düşünüldüğünde hakaret sebebiyle hapis cezası almış kimse yoktur denilebilir.
Sosyal Medyada Hakareti Paylaşmak

         Kanun, sosyal medyadan hakaret içeren bir içeriği yorum katmadan paylaşılması durumunda  paylaşan kişinin o içeriği benimsediği anlaşılıyorsa ve veya başka kişilerin ulaşmasını açık bir şekilde kolaylaştırdıysa paylaşan kişi genel hükümlere göre sorumludur diye belirtmektedir. Ancak bu durum halen tartışmalı bir konudur. Çünkü bazı hukukçular yorum katmadan paylaşım yapma durumunda paylaşan kişinin suça iştirak etmediği hususundan yola çıkarak fiilin ceza hukuku bakımında suç teşkil etmediği şeklinde yorumlamaktadırlar. Buna karşın bazı hukukçular kanunda geçen "içeriği benimsediği ve veya başka insanlara ulaştırma amacı taşıması " ifadesini baz alarak internet ortamında özellikle sosyal medyada paylaşım yapmanın zaten sözkonusu içeriği benimsemek ve başka insanlara ulaştırmak anlamına geldiğini, dolayısıyla fiilin ceza hukuku bakımından suç teşkil ettiğini öne sürmektedirler. Ancak buna karşı çıkan hukukçular, hukukta suçun şahsiliği ilkesine dayanarak kimsenin başkasının suçu yüzünden cezalandırılamayacağını ifade etmektedirler. Bu durum günümüzde bile tartışılan bir konu olmakla beraber uygulamada en çok Twitter ve Facebook gibi sosyal medya sitelerinde karşımıza çıkmaktadır ve maalesef hakaret davalarında da değişkenlik göstermektedir. Örneğin bazı durumlarda sadece retweet yapma fiili hakaret kapsamında değerlendirilerek retweet yapan kişinin ceza aldığı görülmüştür. Tabi bu durumlarda da hakaret davalarının genelinde olduğu gibi cezanın ertelenmesi ve sonrasında davanın düşmesi sözkonusudur. Buna karşın hakarete maruz kalan kişi paylaşım yapan kişiye hakareti başka insanlara ulaştırdığı sebebiyle tazminat davası açma hakkına sahiptir. Buna ek olarak internet üzerinden yapılan paylaşımlar hakaret içersin veya içermesin müstehcen içeriklerse bu fiil ceza hukuku bakımından suç teşkil etmektedir. Çünkü kanun müstehcen içeriğin paylaşılması ve veya bulundurulmasını doğrudan suç olarak tanımlamıştır.     

Mert Güdücüoğlu

27 Temmuz 2015 Pazartesi

Truva Atı - Trojan Virüsleri

Bir bilgisayarı sahibinin rızası olmaksızın başka bir bilgisayar üzerinden denetlemeye yarayan kötü amaçlı bir yazılım şeklinde tanımlayabileceğimiz trojan genellikle korsan bir içeriğin veya ücretsiz bir içeriğin hedef bilgisayara sahibi tarafından indirilmesi sonucu arka planda gizlice çalışarak hedef bilgisayarı denetim altına alır. Yani trojanlar kötü amaçlı kişiler tarafından genellikle bedava ya da korsan bir içeriğin içine gizlenerek içeriği indiren bilgisayarlara yayılmış olurlar. Öncelikle trojanlar, kullanıcıların sistemlerindeki haklarını kullanabilen bunun yanında sistemi bütünüyle tehlikeye atabilen programlardır. Sistemdeki herhangi bir kullanıcı tarafından kutulabildiği gibi sistemin güvenlik açıklarını kullanarak sisteme girebilen bilgisayar korsanları tarafından da kurulabilir. Bunun yanında trojanlar denetimleri altındaki bilgisayarları başka sistemlere saldırmak amacıyla da kullanabilirler. Yani trojanlar yerleştikleri herhangi bir bilgisayardaki içerikleri görüntülemeye değiştirmeye ve silmeye olanak tanırlar. Trojanlar bu veri alışverişi sırasında internet hızını yavaslatırlar. Trojanlar iki kısımdan oluşurlar. Bir tanesi hedef bilgisayarla olan bağlantıyı sağlarken diğer kısım ise hedef bilgisayarı kontrol etme işlevini üstlenmektedir.

1)Nasıl Ortaya Çıktılar?


       Trojanlar ilk ortaya çıktıkları 90'lı yıllarda bugünkü kullanım alanlarından  çok farklı amaçlarla ortaya çıktılar. 90'lı yılların başında şirketlerde çalışan insanlar evdeki bilgisayarlarından şirket bilgisayarlarındaki bilgilere ulaşabilmek için şirket bilgisayarlarına kurdukları trojanlar üzerinden bağlanarak şirket bilgisayarlarında bulunan verilere ulaşmışlardır. Yani trojanların ilk kullanımı sanıldığının aksine kurumsal amaçlarla gerçekleşmiştir. İlk kullanıldıkları zamanlar basit ve zararsız yapıda olan trojanlar zaman içerisinde gelişerek bugünkü şekillerini almışlardır. Bu gelişim de başka kişilerin kaçak olarak bilişim sistemlerine girmelerine sebep olmuştur.

2)Trojan Sisteme Nasıl Kurulur?


        Genelde internetten indirilen korsan programlarla birleşik halde hazırlanan trojan bu dosyaların hedef bilgisayarlar tarafından indirilmesi sonucunda hedef bilgisayara kurulmuş olurlar. Bunun yanında bir diğer yaygın trojan yerleştirme yolu da e-posta yoluyla yollanan bir içeriğe dahil edilen trojanın hedef bilgisayara kurulmasıdır. İlgi uyandıran ve okunma ihtimali çeşitli yöntemlerle arttırılan bir e-posta yoluyla kolaylıkla istenen sisteme ulaşılabilmesi bu yöntemi bilgisayar korsanları için oldukça cazip bir hale getirmiştir. Örneğin bir bilgisayar oyununa ait bir video olarak gözüken bir e-postanın hedef kullanıcıya gönderilmesi ya da büyük firmalara ait basın bültenlerinin sahtesinin hazırlanıp trojanlarla birleştirildikten sonra hedef bilgisayara gönderilmesi bilgisayar korsanları tarafından yaygın olarak kullanılan aldatmacalardır. Ayrıca anlık iletiler yoluyla yollanan ilgi çekici resimler veya videolarla birleştirilmiş trojanlar da sıkça görülmektedir. Buna ek olarak bazı popup reklamlarının sürekli tıklanılması sonucu sisteme trojan kurulması da ihtimal dahilindedir. Bazı durumlarda hedef bilgisayarın sahibi hiçbir hata yapmamış olsa bile trojanlar yazılımdaki ya da internetteki herhangi bir açığı kullanarak ta sisteme sızabilmektedirler.

3)Trojandan Nasıl Korunurum?


•İnternetten özellikle ücretsiz yazılım yüklerken bilinmeyen/güvenilmeyen kaynaklardan uzak durulmalıdır.
•Web sunucusu için şifrelemesi güçlü, çift  taraflı kullanıcı denetimi yapabilen sistemler tercih edilmelidir.
•Trojanları tespit edebilen antivirüs programları kullanılmalıdır.
•Kullanıcılara trojanlar hakkında bilgi verilmelidir.
•E-posta üzerinden gelen her dosya çalıştırılmamalıdır. E-posta adresi güvenilmeyen kisilere/sitelere verilmemelidir.
•Web sitelerindeki 'Otomatik Çalıştır' seçeneği devredışı bırakılmalıdır.

4)Trojan Neler Yapabilir?


•Hedef bilgisayardaki dosyaları silebilir.
•Hedef bilgisayardaki dosyalar üzerinde değişiklik yapabilir.
•Hedef bilgisayardaki verileri trojanın yollandığı bilgisayara gönderebilir.
•Başka trojanlar kurabilir.
•Virüs programları kurabilir.
•Sistem üzerinde programlar kurup çalıştırabilir.
•Güvenilen bir Web sitesinin sahtesini oluşturarak (örneğin bir bankaya ait olan bir site) bu sahte site aracılığıyla hedef kullanıcının bilgilerini elegeçirebilir.
•Hedef bilgisayardaki bilgileri bilgisayar korsanlarına yollayarak olası bir dolandırıcılık suçuna zemin hazırlayabilir.
•Hedef bilgisayardaki kamera ve mikrofonu kullanarak ses ve görüntü alabilir ve bu verileri bilgisayar korsanlarının bilgisayarına gönderebilir.
•Bir programı ya da bağlantıyı açabilir.
•Sistem üzerinden reklam sayfaları açabilir.
•Diğer bilgisayarlara saldırabilir. 

5)Trojanların Hukuktaki Yeri


        Trojanlar, bilişim dünyasında virüslerle birlikte en sık kullanılan suç araçlarıdır. Elektronik posta yoluyla olsun crackli bir programı yem olarak kullanarak olsun trojanlar kolaylıkla istenen sisteme erişim sağlayabildikleri için suç teşkil eden bilişim suçlarında oldukça sık kullanılmaktadırlar. Bu nedenle Türk Ceza Kanunu'nda, trojanlar özelinde olmasa da trojanların olası kullanım alanlarını kapsayan bir dizi önlem yeralmaktadır. Bu önlemleri trojanların fonksiyonlarıyla beraber incelemek faydalı olacaktır.

  A)Bilişim Sistemine Yasadışı Yollarla Girmek


Trojan (veya başka bir araç) kullanarak bir bilişim sistemine girmek fiili Türk Ceza Kanunu'nun 243. Maddesi'nin 1. Fıkrası'nda yeralan "Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak giren ve orada kalmaya devam eden kimseye bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir." ifadesiyle tanımlanmıştır. Sözkonusu ifade dikkatli okunduğunda verileri değiştirme, silme ya da aktarma  gibi bir ifade bulunmadığı görülecektir. Dolayısıyla bahsi geçen fiilin suç teşkil etmesi için trojan (ya da başka bir araç) kullanarak bilişim sistemine girmiş olmak yeterlidir. Ancak aynı maddenin 3. Fıkrası'nda da belirtildiği gibi aynı fiil sebebiyle yasadışı yollarla girilmiş olan bilişim sisteminde yeralan veriler yok olmuş ya da degistirilmişse faile 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilir. Trojan programlarının hepsi bu suçu işlemeye zemin hazırlarlar. Buna ek olarak trojanlar bilgisayar korsanlarının yönlendirmelerine göre başka suçlara da zemin hazırlarlar.

  B)Sistemi Engelleme Bozma Verileri Yok Etme veya Değiştirme


Türk Ceza Kanunu'nun 244. Maddesi'nin 1. Fıkrası'nda yeralan "Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişi, 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." ifadesiyle anlatılmak istenen bilişim sistemini herhangi bir sebeple ve herhangi bir şekilde bozmanın suç teşkil ettiğidir. Sözkonusu kanun maddesinde herhangi bir sebep ya da herhangi bir araç ifadesi yeralmamaktadır. Yani fiilin suç teşkil etmesi için suç aracının ne olduğuna bakılmaz. Sözkonusu suçun bir trojanla veya başka bir şekilde işlenmiş olması önemli değildir. Bu suç mala zarar verme suçunun bir çeşididir. Yine 244. Madde'nin 2. Fıkrası'nda yeralan "Bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." ifadesi de trojanlarla yakından ilgilidir. Aynı kanun maddesinin 1. Fıkrası'nda da olduğu gibi fiilin suç teşkil etmesi için kullanılan suc aracına bakılmaz. Bunun yanında bir bilişim sistemine hukuk dışı yollarla girişi cok rahat bir bicimde sağladıkları için verilere ulaşmak için de belirtilen suçları işlemek için de kullanılan en yaygın yöntem trojanlardır. Buna ek olarak aynı kanun maddesinin 3. Fıkrası'na göre bu fiillerin bir banka ya da kredi kurumuna veya bir kamu kurumuna ait bir bilişim sistemine karşı işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında arttırılmaktadır. Ayrıca aynı kanun maddesinin 4. Fıkrası'na göre bir bilişim sistemini engelleme, verileri bozma ya da verileri değiştirme suretiyle kendine ya da bir başkasına haksız çıkar sağlayan kimse 2 yıldan 6 yıla kadar hapis ve 5000 güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.

C)Banka veya Kredi Kartının Kötüye Kullanımı


Türk Ceza Kanunu'nun 245. Maddesi'nin 1. Fıkrası'nda yeralan  "Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ve adlî para cezası ile cezalandırılır." ifadesi başkasına ait kredi veya banka kartının sahibinin rızası olmaksızın kullanılması suçunu tanımlamaktadır. Ancak kanun maddesine kredi kartı özelinde bakılacak olursa fiilin suç teşkil etmesi için fiziki bir kartın varlığı zorunlu değildir. Yani fail fiziki bir kredi kartı da sahibinin izni olmaksızın kullanarak suç işleyebileceği gibi sözkonusu kredi kartının bilgilerini kullanarak kendisine ya da başkasına haksız kazanç sağlayarak ta suç işlemiş olur. Kredi kartı bilgilerinin kullanıldığı durumlarda genelde fail encoder cihazlarıyla bu bilgileri kullanmak suretiyle suç işler. Bunun yanında failin trojan ya da başka yöntemlerle kurumların bilişim sistemlerine girmek suretiyle işlemiş olduğu dolandırıcılık suçları da mevcuttur. Bu durumda fail genellikle Türk Ceza Kanunu'nun 243. ve veya  244. maddelerinde belirtilen suçları da işlemiş olmaktadır. Yani bu durumda fail hem bir bilişim sistemine hukuk dışı yollarla girmiş olup hem o sistemin işleyişini bozmuş olup (bazı durumlarda) hem de bu durumdan kendisine ya da başkasına haksız kazanç sağlamış olmaktadır. Buna ek olarak aynı kanun maddesinin 2. Fıkrası'nda yeralan "Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, dört yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." ifadesinde sahte bir kredi veya banka kartı kullanılarak haksız kazanç elde etme suçu tanımlanmıştır. Sahte kartlar genellikle encoder cihazlarıyla kopyalanan bilgilerin doğrudan kullanımı ya da ütüleme yöntemiyle gerçek bir kartı değiştirmek suretiyle kullanılırlar. Bunun yanında özellikle kurumsal bilişim sistemlerine trojan yoluyla girilmek suretiyle işlenen suçlar da mevcuttur. Bu durumda fail hem bir bilişim sistemine hukuk dışı yollarla girme suçunu hem bir bilişim sistemini engelleme/bozma suçunu (bazı durumlarda) hem de kredi kartı veya banka kartını kötüye kullanma suçunu işlemiş bulunmaktadır. Her türlü finansal işlemin internet üzerinden gerçekleştirildiği günümüzde trojanlar, kredi kartının veya banka kartının kötüye kullanımı fiilerinde kullanılmaktadırlar. Ancak bu tür suçlarda en yaygın yöntem encoder cihazıyla işlenen suçlardır. Sözkonusu kanun maddesinde de önceki kanun maddelerinde olduğu gibi aracın ve amacın ne olduğuna bakılmaz sadece fiilin suç teşkil edip etmediğine bakılır.   

Mert Güdücüoğlu

26 Temmuz 2015 Pazar

Online Banka Dolandırıcılığı Cezası

Teknolojinin hayatımızın her alanında kullanıldığı günümüzde alışverişten para transferine her türlü parasal işlem online olarak yapılmaktadır. Her ne kadar para transferini yapan bankalar birçok önlem alsa da internet üzerinden gerçekleşen dolandırıcılık suçu halen gerçekleşmektedir.

Tanım

     Öncelikle bir suçun Online dolandırıcılık olarak tanımlanabilmesi için suçu işleyen gerçek kişinin herhangi bir gerçek kişi ile yüzyüze temasa geçmeksizin çeşitli vasıtaları kullanarak gerçek kişileri aldatmak suretiyle karşı tarafı zarara uğratması ve dolayısıyla kendisine haksız bir kazanç sağlamış olması gerekir.

    Online dolandırıcılık suçları arasında en yaygın görülen suç hiç şüphesiz kredi kartı dolandırıcılığıdır. Bu suçu daha iyi anlayabilmek için kredi kartı dolandırıcılığının ne şekillerde yapıldığını bilmek daha faydalı olacaktır.

Kredi Kartı Dolandırıcılığı Yöntemleri


1) Çalıntı/Kayıp Kartlar: Kaybedilmiş olup dolandırıcıların eline geçen ya da doğrudan dolandırıcılar tarafından çalınan kredi kartlarının, alışveriş icin imza ve kimlik zorunluluğu bulunmayan işyerlerinden (özellikle internet üzerindeki bazı sitelerden) alışveriş yaparak haksız kazanç sağlamak suretiyle kart sahibini mağdur etmesidir. Bu durumda kart sahibinin kartı kaybettiğini farkettikten sonra en kısa zamanda söz konusu kartla bağlantısı olan bankayla temasa geçerek kartın iptalini talep etmesi gerekmektedir.

  2) Hesabı Yönlendirme: Kart sahibinin kredi kartı bilgilerini ve kimlik bilgilerini öğrenen dolandırıcıların bankayla temasa geçerek kaybolma bahanesiyle kendi adresine yeni bir kart istemesi ve sonrasında bu kartı kullanmasıdır.

  3) İnternet Üzerinden Mal Siparişi: Bir şirkete ait elektronik güvenlik sistemini aşarak şifreleri ve kişisel bilgileri aşan dolandırıcıların bu bilgileri kullanarak internet üzerinden alışveriş yapmasıdır.

  4) ATM Dolandırıcılığı: ATM'YE müşteri gelmeden önce ATM'nin kart haznesine bir cihaz yerleştiren dolandırıcı müşteri işlem yapmaya çalışırken kartı sıkışınca yardım bahanesiyle kart şifresini öğrenerek müşteri gittikten sonra kartı kullanmasıdır.

  5) Kart Kopyalama: Dolandırıcıların  ATM'ye önceden yerleştirdikleri bir cihaz vasıtasıyla o ATM'de kartlı işlem yapan kişilerin kredi kartı bilgilerini elegecirerek, sahte bir karta bu bilgileri işlemek  suretiyle oluşturdukları kredi kartlarını kullanmasıdır.

  6) Kart Şeridi Sahteciliği: Dolandırıcının kendine ait olan kredi kartındaki şerit bilgileri bölümünü sildikten sonra başkasına ait bir kredi kartı bilgilerini encoder cihazıyla çalarak bu bilgileri kendi kartının şerit bilgisi bölümüne yüklemesi ve sonrasında kartı kullanmasıdır.

  7) Sahte Kartlar: Önceden sahte kredi kartı basan dolandırıların sonrasında encoder cihazıyla başkasına ait kredi kartı bilgilerini çalarak bu sahte kartlara yüklemesidir.

  8) Değiştirilmiş Kartlar: Dolandırıcının kendisine ait veya herhangi bir yolla ele geçirdiği bir kredi kartının üzerindeki bilgileri ütüleme yöntemiyle sildikten sonra başkasına ait bir kredi kartının bilgileri elindeki karta yüklemesidir.

  9) Boş Plastik Şeklindeki Kartlar: Dolandırıcı kredi kartı boyutundaki plastiklere başkasına ait kart numaralarını bastıktan sonra bir işyerine giderek sanki alışveriş yapmış gibi imprinter cihazına plastiği okutuyor. Sonrasında işyerinin de yardımıyla bir satış belgesi düzenleniyor. İşyerinin de yardımı bulunan bu dolandırıcılığın son aşaması olarak alışveriş belgesinde yeralan tutar bankadan tahsil ediliyor.

  10) Ele Geçmeyen Kartlar: Müşterinin talebiyle banka tarafından müşteriye yollanan kartların başkası tarafından ele geçirilerek kullanılmasıdır. Bu dolandırıcılık sahte kimlik belgeleriyle banka şubesinden başkası adına kredi kartı alınarak ta yapılabiliyor.

Kredi Kartı Dolandırıcılığının Hukuktaki Yeri
        Online banka dolandırıcılığının en yaygın görülen şekli olan kredi kartı dolandırıcılığı Türk Ceza Kanunu'nda 245. Madde'de yeralmaktadır.

TCK Madde 245


1) Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(3) Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

Online banka dolandırıcılığı 2
(4) Birinci fıkrada yer alan suçun;

a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,

b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlâtlığın,

c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin,

Zararına olarak işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz.

(5) (Ek: 6/12/2006 – 5560/11 md.) Birinci fıkra kapsamına giren fiillerle ilgili olarak bu Kanunun malvarlığına karşı suçlara ilişkin etkin pişmanlık hükümleri uygulanır.

Suçun Oluşma Durumları
 
   A)Başkasına Ait Olan Kredi  Kartının Kullanılması/Kullandırılması  (Madde 245-1)

   Başkasına ait bir kredi kartını veya bir banka kartını her ne sebeple olursa olsun elinde bulunduran kişinin sözkonusu kartı  kart sahibinin izni olmaksızın kullanımı suç teşkil etmektedir. Suçun subut bulduğu durumlarda izinsiz kullanımın nedenine bakılmaksızın adlî işlem başlatılır. 245. Madde'nin 1. Fıkrası'nda yeralan kredi kartı ifadesi her ne kadar fiziksel bir kart olarak ta yorumlanmaya açık olsa da Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nda yeralan kredi kartı tanımı hem kredi kartının fiziksel olarak bütününü hem de kartın üzerinde yeralan bilgileri kapsamaktadır. Bu nedenle failin kredi kartını bütün olarak elegecirmeyip sadece üzerindeki bilgileri kullanmak suretiyle kendine haksız kazanç sağladığı durumlar da suç teşkil etmektedir. Ayrıca kanun dikkatli okunduğunda failin kendisine değil bir başkasına haksız kazanç sağladığı durumlarda da aynı suç sözkonusudur. Çünkü kanunda kullanmak ve kullandırmak ifadesi yeralmaktadır.  

   Başkasına ait kredi kartını veya banka kartını kişinin rızası olmaksızın kullanmanın cezası 3 ila 6 yıla kadar hapis ve ayrıca 5000 güne kadar adlî para cezasıdır.

   B) Sahte Bir Kredi Kartının Üretilmesi Devredilmesi Satılması Satın Alınması
 
      Türk Ceza Kanunu'nda 245. Madde'nin 2. Fıkrası'nda yeralan suçun tanımı başkasına ait olan bir banka hesabıyla iliskilendirerek sahte kredi kartı veya banka kartı üretmek devretmek satmak satın almak kabul etmek şeklindedir. Yani suçun oluşabilmesi için ortada gerçek bir hesapla ilişkilendirilmiş bir kredi kartı veya banka kartının olması gerekmektedir. Ve suçun oluşması için sözkonusu kredi veya banka kartının kullanılmış olması gerekmemektedir. Zaten sözkonusu kartların kullanımı bu suça ek olarak Madde 245 3. Fıkra'da belirtilen sahte veya üzerinde sahtecilik yapılan kredi veya banka kartının kullanımından doğacak bir suçun oluşumuna da neden olmaktadır.

      Türk Ceza Kanunu'nda 245. Madde'nin 2. Fıkrası'nda yeralan suçun cezası 3 ila 7 yıla kadar hapis ve 10000 güne kadar adlî para cezasıdır.

    C) Sahte Bir Banka veya Kredi Kartının Kullanılması

      Türk Ceza Kanunu'nun 245. Maddesi'nin 3. Fıkrası'nda yeralan suç tanımı, kişinin sahte veya üzerinde sahtecilik yapılan bir kredi veya banka kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlaması suçtur şeklindedir. Burada belirtilen suçun oluşabilmesi için ortada kullanılmış sahte bir kredi veya banka kartının olması gerekmektedir. Kisinin bir başkasına haksız kazanç sağladığı durumlar da suç teşkil etmektedir. Bunun yanında sahte bir banka veya kredi kartının üretilmesi, satılması, devredilmesi, satın alınması, kabul edilmesi 245. Madde'nin 2. Fıkrası'nda yeralan ayrı bir suç kapsamına gitmektedir.

     Sahte veya üzerinde sahtecilik yapılan bir kredi veya banka kartının kullanılması yoluyla haksız kazanç sağlamanın cezası, fiilin daha ağır bir ceza gerektirmediği  durumlarda 4 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası ve 5000 güne kadar adlî para cezasıdır.

     D) Ceza Gerektirmeyen Durumlar

     Kanun koyucu Türk Ceza Kanunu'nun 245. Maddesi'nin 4. Fıkrası'nda aynı maddenin 1. Fıkrası'na atıfta bulunarak 1. Fıkra'da belirtilen kişilerin 1. Fıkra'da yeralan suçlardan fail olması durumunda herhangi bir suçtan söz edilemeyeceğini vurgulamaktadır. Durumu daha iyi anlayabilmek için sözkonusu kanun maddesinin 4. Fıkrasına bakmak faydalı olacaktır.

(4) Birinci fıkrada yer alan suçun;

a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,

b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlâtlığın,

c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin,

Zararına olarak işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz.


Mert Güdücüoğlu

10 Mayıs 2015 Pazar

Bilişim Suçlarında Hacking

Hayatın her alanında kullanılan bilginin elektronik cihazlar vasıtasıyla işlenmesi olarak tanımlayabileceğimiz bilişim kavramı özellikle internet Çağı olarak nitelendirdiğimiz içinde bulunduğumuz dönemde sık sık karşımıza çıkan bir unsur haline gelmiştir. Dolayısıyla hayatımızın her alanına yön veren hukuk olgusunun bilişim kavramından uzak kalması düşünülemez. İşte tam da bu noktada bilişim suçları kavramı karşımıza çıkmaktadır bilişim suçları her ne kadar halk arasında bilgisayar suçları ya da iletişim suçları olarak bilinse de bu kavram kesinlikle çok daha geniş kapsamlı bir olgudur. Çünkü bilişim kavramı sadece bilgisayar olarak değerlendirilemez. Bilişim kavramı bilginin islenebildiği her türlü cihazı kapsar. Dolayısıyla bilişim suçları da bu bağlamda ele alınmalıdır. Buradan hareketle bilişim suçları herhangi bir teknoloji kullanılarak bir kişiye ya da kuruma ait sisteme zarar vermek şeklinde tanımlanabilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, suç teşkil eden fiilin bilişim suçu olarak nitelendirilebilmesi  icin teknoloji kullanılarak yapılmış olması gerekliliğidir.


Bilişim Suçlarının TCK'daki Yeri:

Herhangi bir teknoloji kullanılarak bir kişiye ya da kuruma ait çağdaş iletişim sistemleri içerisindeki verileri kanuni olmayan yollarla ele geçirmek kullanılmaz hale getirmek değiştirmek ya da yoketmek olarak tanımlanan bilişim suçları TCK'da yeralan 243. 244. ve  245. maddelerde detaylı olarak tanımlanmaktadır:

Bilişim Sistemine Girmek
Madde 243- (1) Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak giren ve orada kalmaya devam eden kimseye bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.

(2) Yukarıdaki fıkrada tanımlanan fiillerin bedeli karşılığı yararlanılabilen sistemler hakkında işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilir.

(3) Bu fiil nedeniyle sistemin içerdiği veriler yok olur veya değişirse, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Sistemdeki Bilgileri Yok Etmek veya Değiştirmek
Madde 244- (1) Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Bu fiillerin bir banka veya kredi kurumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesi suretiyle kişinin kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamasının başka bir suç oluşturmaması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

Banka Hesaplarının veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması 
Madde 245 – (Değişik: 29/6/2005 – 5377/27 md.)
             (1) Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
             (2) Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
             (3) Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(4) Birinci fıkrada yer alan suçun;
             a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,
             b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlâtlığın,
             c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin,
             Zararına olarak işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz.
             (5) (Ek: 6/12/2006 – 5560/11 md.) Birinci fıkra kapsamına giren fiillerle ilgili olarak bu Kanunun malvarlığına karşı suçlara ilişkin etkin pişmanlık hükümleri uygulanır.

Mert Güdücüoğlu

25 Mart 2015 Çarşamba

İnternette Servis Sağlayıcı Yer Sağlayıcı ve İçerik Sağlayıcı Sorumlulukları

Yaklaşık yarım asır önce askeri amaçlarla geliştirilen sonrasında sadece bir kesime özel kalan, günümüzde ise hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen internet hayatımızın her alanına girmiştir. Bu sebeple tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de "geleneksel" hukukun güncellenmesi bir zorunluluk haline gelmiştir. Çünkü hayatımızın her alanını düzenleyen hukukun, hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen internetten ayrı düşünülmesi mümkün değildir. Tanım olarak kimseye ait olmayan, kimse tarafından denetlenmeyen bir iletişim sistemi olan internetin, bir denetim altına alınması ve hukuka tabi olması gerekmektedir. Özellikle 5651 Sayılı İnternet Kanunundan sonra gerek yazılı medyada gerek görsel medyada sık sık karşılaştığımız kavramsal olarak hemen hemen herkesin bildiği ancak hukuki hak ve sorumlulukları noktasında halen belirsizlikleri barındıran İnternet Servis Sağlayıcı (İSS) İnternet içerik saglayici ve internet yer sağlayıcı kavramlarının tüm detaylarıyla bilinmesi faydalı olacaktır.

İNTERNET SERVİS SAĞLAYICI (İSS) KAVRAMI
   Tanım olarak kendi bilgisayarlarını kullanarak gerçek veya tüzel kişilerin belirli bir ücret karşılığında internete erişimini sağlayan kuruluşlardır. İSS'ler genelde ticari kuruluşlardır. Ve internetin bir kısmının ya da tamamının sahibi değillerdir. Sadece internet erişiminde bir kapı görevi görürler.
İnternet servis sağlayıcının hukuktaki yeri nedir?
Öncelikle sınırsız bir bilgi akışına ev sahipliği yapan internet ortamında İSS'lerin tam bir denetim yaparak suç unsuru barındıran içerikleri anında kaldirabilmesi teknik olarak mümkün değildir. Her ne kadar internetteki içerik akışı İSS'lerin üzerinden gerçekleşiyor olsa da internetteki sınırsız sayıda mesaj, resim, video, ses kaydı, grafik, metin gibi birçok içeriğin İSS'ler tarafından denetlenmesi ve suç unsuru içerenlerin kaldırılması mümkün değildir. Buradan hareketle İSS'lerin suç teşkil eden bir içeriği anında kaldırması gibi bir hukuki sorumluluğu yoktur diyebiliriz. İçeriğin suç teşkil edip etmediğine yargı karar verir, sonrasında bu kararı İSS'lere bildirerek kaldırılmasını talep eder. İşte ISS'lerin hukuki sorumlulugu bu aşamada başlar.  Yani suçun yargı tarafından onaylanması ve İSS'lere bildirilmesi sonrasında İSS'lerin hukuki sorumluluğu başlar. Bu noktadan sonra suç teşkil eden içerik tanımlanmıştır. Ve bu durumda İSS'lerin sözkonusu içeriği kaldırması gerekmektedir. İSS'lerin bu yükümlülüğü 5651 Sayılı Kanunun 6 ıncı maddesinde belirtilmiştir:
MAD­DE 6- (1) Eri­şim sağ­la­yı­cı;
a) Her­han­gi bir kul­la­nı­cı­sı­nın ya­yın­la­dı­ğı hu­ku­ka ay­kı­rı içe­rik­ten, bu Ka­nun hü­küm­le­ri­ne uy­gun ola­rak ha­ber­dar edil­me­si ha­lin­de ve tek­nik ola­rak en­gel­le­me im­kânı bu­lun­du­ğu öl­çü­de eri­şi­mi en­gel­le­mek­le,
b) Sağ­la­dı­ğı hiz­met­le­re iliş­kin, yö­net­me­lik­te be­lir­ti­len tra­fik bil­gi­le­ri­ni al­tı ay­dan az ve iki yıl­dan faz­la ol­ma­mak üze­re yö­net­me­lik­te be­lir­le­ne­cek sü­re ka­dar sak­la­mak­la ve bu bil­gi­le­rin doğ­ru­lu­ğu­nu, bü­tün­lü­ğü­nü ve giz­li­li­ği­ni sağ­la­mak­la,
c) Fa­ali­ye­ti­ne son ve­re­ce­ği ta­rih­ten en az üç ay ön­ce du­ru­mu Ku­ru­ma, içe­rik sağ­la­yı­cı­la­rı­na ve müş­te­ri­le­ri­ne bil­dir­mek ve tra­fik bil­gi­le­ri­ne iliş­kin ka­yıt­la­rı yö­net­me­lik­te be­lir­ti­len esas ve usûl­le­re uy­gun ola­rak Ku­ru­ma tes­lim et­mek­le,
yü­küm­lü­dür.
(2) Eri­şim sağ­la­yı­cı, ken­di­si ara­cı­lı­ğıy­la eri­şi­len bil­gi­le­rin içe­rik­le­ri­nin hu­ku­ka ay­kı­rı olup ol­ma­dık­la­rı­nı ve so­rum­lu­lu­ğu ge­rek­ti­rip ge­rek­tir­me­di­ği­ni kon­trol et­mek­le yü­küm­lü de­ğil­dir.
(3) Bi­rin­ci fık­ra­nın (b) ve (c) bent­le­rin­de yer alan yü­küm­lü­lük­ler­den bi­ri­ni ye­ri­ne ge­tir­me­yen eri­şim sağ­la­yı­cı­sı­na Baş­kan­lık ta­ra­fın­dan on­bin Ye­ni Türk Li­ra­sın­dan el­li­bin Ye­ni Türk Li­ra­sı­na ka­dar ida­rî pa­ra ce­za­sı ve­ri­lir.

İÇERİK SAĞLAYICI KAVRAMI
    Kanunda internet ortamı üzerindeki her türlü veriyi üreten değiştiren ve sağlayan gerçek veya tüzel kişiler olarak tanımlanan içerik sağlayıcılar özellikle günümüzde ikinci nesil web sitelerinin de yaygınlaşmasıyla beraber oldukça geniş bir kavram haline gelmiştir. Bu bakımdan bu kavramın tam olarak bilinmesi faydalı olacaktır. Örneğin bir firma kendine ait bir internet sitesi acarak bu site üzerinden hizmet vermeye başlarsa sözkonusu sitedeki içerikler bakımından içerik üreticidir. Veya bir kişi kendine ait blogunda yazdığı yazılar açısından içerik üreticisidir. Bunun yanında internet üzerindeki, özellikle ikinci nesil internet sitelerinde yorum yapan, resim, video, müzik vb içerikleri paylaşan kişiler de bu paylaşımları açısından içerik sağlayıcıdırlar. Bu noktada kavram karmaşasına sebep olan konulardan bir tanesi herhangi bir site sahibinin hem içerik sağlayıcı hem de yer sağlayıcı olmasıdır. Örneğin bir forum sitesinin sahibi, sitesinde başka insanların içerik paylaşması sebebiyle yer sağlayıcı olarak tanımlanır. Bunun yanında kendi sitesinde bir içerik paylaşımında bulunursa aynı zamanda içerik sağlayıcı da olmuş olur. Bu örnekten yola çıkarak bile içerik saglayici ve yer sağlayıcı kavramlarının ne kadar karıştırılabileceği görülmektedir.

   HUKUKTA İÇERİK SAĞLAYICININ YERİ
    Kanunda internet ortamı üzerinden kullanıcılara sunulan her türlü bilgi veya veriyi üreten, değiştiren ve sağlayan gerçek veya tüzel kişiler olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla herhangi bir kimse internet ortamında bir yorum, bir resim vb bir paylaşım yaptığı anda içerik sağlayıcı olarak tanımlanır. Burada tartışılan kavram kullanıcıların içerik sağlayıcı olup olmadıklarıdır. Kanunda yeralan tanım itibariyle kullanıcılar, internet ortamı üzerinde herhangi bir veriyi üretirler, değiştirirler ancak sağlamalazlar. Dolayısıyla kullanıcılar içerik sağlayıcı olamazlar şeklinde düşünülebilir. Ancak mevcut yargı kararları düşünüldüğünde bu görüşe katılmak kesinlikle mümkün değildir. Dolayısıyla 5651 sayılı Kanunda yeralan içerik sağlayıcı tanımında bulunan "sağlayan" ifadesiyle kanun koyucunun kastetmek istediğinin bir bilgiyi veya veriyi, bir yer sağlayıcı vasıtasıyla paylaşmak olduğu açıkça görülmektedir. Buradan hareketle daha önce de belirtildiği gibi internet üzerindeki her içerik paylaşan kişi, içerik sağlayıcı olarak tanımlanır. Dolayısıyla kullanıcılar da içerik sağlayıcı olarak tanımlanmaktadır. Hukuki olarak içerik sağlayıcı kendi içeriğinden sorumludur. Bir içerik sağlayıcının internet ortamına sunduğu veri herhangi bir suç teşkil ediyorsa bu sadece söz konusu içerik sağlayıcıyı bağlar. Bu durum 5651 Sayılı Kanunun 4. Maddesinde açıkça belirtilmiştir: "İçerik sağlayıcı, internet ortamında kullanıma sunduğu her türlü içerikten sorumludur."  Dolayısıyla yer sağlayıcılar, kendi sitelerindeki içerik sağlayıcıların oluşturdukları içerikten sorumlu değillerdir. Örneğin bir içerik sağlayıcı bir kişiye internet ortamında hakaret ederse yer sağlayıcı değil içerik sağlayıcı suç işlemiş demektir. Ayrıca günümüzde çok sık görülen bir diğer durum ise internet ortamının gerçek hayattan bağımsız olarak düşünülmesi sebebiyle internet ortamında herhangi bir yaptırım olmayacağının zannedilmesidir. Bu yanılgı sonucu internet ortamında bazı durumlarda gerçek hayattan daha ağır yatırımlarla karşılaşmak mümkündür. Örneğin bir insana internet üzerinden hakaret etmek ve dışarıda hakaret etmek arasında ciddi bir fark vardır. Çoğu zaman internet üzerindeki hakaretler daha ağır yaptırımlar getirmektedir. Bunun başlıca sebepleri de internet ortamında işlenen suçların daha somut kanıtlara sahip olması ve suç teşkil eden fiilin daha çok kişiye ulaşmasıdır.

YER SAĞLAYICI KAVRAMI
"Hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten gerçek veya tüzel kişiler" olarak tanımlanan yer sağlayıcılar genellikle site sahipleri için kullanılan bir tanımdır. Örneğin bir kişi başkalarının resim, video, yorum vb içerikler paylaşarak içerik ürettiği bir sitenin sahibiyse yer sağlayıcı olarak tanımlanır.

YER SAĞLAYICININ HUKUKTAKİ YERİ
   İnternet ortamında her ne kadar içerik üretici, hukuki anlamda kendi içeriğinden sorumlu olsa da yer sağlayıcının da hukuki anlamda belli başlı sorumlulukları vardır. Bu sorumlulukları daha iyi anlayabilmek için öncelikle yer sağlayıcının sorumlu olmadığı durumların bilinmesi faydalı olacaktır. Öncelikle 5651 Sayılı Kanuna göre  yer sağlayıcı, hizmet verdiği içerik sağlayıcıların suç teşkil eden içeriklerinden sorumlu tutulamaz. 5651 Sayılı Kanunun 5. Maddesinde bu durumdan bahsedilmektedir: "Yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir." Bunun yanında yer sağlayıcının hukuki olarak sorumlu olduğu durumlar da vardır. Bir içerik sağlayıcı, suç teşkil eden bir içeriği bir yer sağlayıcı vasıtasıyla yayınlamışsa ve olay yargıya intikal ettikten sonra durum yargı tarafından yer sağlayıcıya bildirilmişse yer sağlayıcının hukuki sorumluluğu başlar. Bu durumda yer sağlayıcı içeriği kaldırmakla yükümlüdür. Bu hukuki sorumluluk 5651 Sayılı Kanunun 5. Maddesinde net bir biçimde ortaya konmuştur. "Yer sağlayıcı, yer sağladığı hukuka aykırı içerikten, ceza sorumluluğu ile ilgili hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddelerine göre haberdar edilmesi halinde ve teknik olarak imkân bulunduğu ölçüde hukuka aykırı içeriği yayından kaldırmakla yükümlüdür." Kısacası yer sağlayıcı yargının kendisine bildirdiği hukuka aykırı içerikleri kaldırmakla yükümlüdür. Buna ek olarak yargının talep etmesi durumunda yer sağlayıcı trafik bilgilerini de paylaşmakla yükümlüdür. Yani istenmesi durumunda yer sağlayıcı, hukuka aykırı içerik yayınlayan içerik sağlayıcıya ait IP adresi, erişim tarihleri gibi bilgileri paylaşmak zorundadır.

Mert Güdücüoğlu