Günlük hayatımızda gerek yazılı ve görsel medya aracılığı ile gerek doğrudan doğruya gördüğümüz mala zarar verme suçu basit tanımı sebebiyle hemen hemen herkes tarafından bilinen bir suç çeşidi olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak bu bilinen suçun doğuracağı sonuçlar hukukçular dışında pek az kişi tarafından bilinmektedir. Bu noktada bu suç çeşidinin tanımının yanı sıra doğuracağı sonuçların altının çizilmesi oldukça yerinde olacaktır. Kısaca başkasına ait olan bir malın yıkılması, bozulması, tahrip edilmesi, kullanılamaz hale getirilmesi şeklinde tanımlayabileceğimiz mala zarar verme suçu tanımı itibariyle basit olsa da sonuçları itibariyle bilinir olmaktan oldukça uzak bir suç çeşididir. Bu sebeple kafalarda bu suç hakkında bir çok soru işareti bulunmaktadır. Bu soruların başlıcaları mala zarar verme suçu nedir, mala zarar verme ne demek, mala zarar verme suçu cezası nedir, mala zarar verme suçu hakkında ceza nasıl olur, mala zarar verme Yargıtay kararları açısından nasıl değerlendirilebilir, mala zarar verme TCK tarafından nasıl tanımlanır, mala zarar verme şikayet dilekçesi nasıl hazırlanır, mala zarar verme uzlaşmaya tabi mi, mala zarar verme zamanaşımı süresi ne kadardır, mala zarar verme şikayet süresi ne kadardır, mala zarar verme suçu ile ilgili Yargıtay kararları ne yöndedir, mala zarar verme suçu uzlaşma ile halledilebilir mi, mala zarar verme suçu uzlaşma kapsamında mı, mala zarar verme suçu şikayete bağlı mı, mala zarar verme suçu taksirle işlenebilir mi, mala zarar verme suçu manevi unsur açısından nasıl ele alınır, mala zarar verme suçu zararın giderilmesi açısından nasıl sonuçlar doğurur, mala zarar verme suçu savcılık kararları ne yöndedir, mala zarar verme beraat halinde nasıl sonuçlar doğurur, Türk Ceza Kanunu mala zarar verme suçunu nasıl tanımlar, mala zarar verme suçu şikayete bağlı mı, mala zarar verme suçunun unsurları nelerdir, mala zarar verme suçu etkin pişmanlık kapsamında mıdır şeklindedir.
Mala Zarar Verme Suçu Nedir?
Mala zarar verme suçu nedir sorusunun cevabı kanun koyucu tarafından Türk Ceza Kanunu'nun 151. ve 152. maddeleri arasında açık ve net bir biçimde verilmiştir. Buna göre mala zarar verme suçu nedir sorusunun cevabı başkasına ait olan bir malı yıkmak, bozmak, tahrip etmek, kullanılmaz hale getirmek şeklinde olacaktır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus hiç şüphe yok ki bu tanımda geçen fiillerin bir tanesinin gerçekleşmesi durumunda mala zarar verme suçunun işlenmiş olduğudur. Mala zarar verme suçu nedir ve mala zarar verme ne demek sorularını cevapladıktan sonra mala zarar verme suçu cezası nedir, mala zarar verme hakkında ceza nasıl olur sorularını yanıtlamak oldukça yerinde olacaktır.
Mala Zarar Verme Cezası Nedir?
Öncelikle mala zarar verme cezası nedir sorusuna cevap verebilmek için işlenen suçun nitelikli mi yoksa basit mi olduğunun bilinmesi gerekir. Bir başka ifadeyle mala zarar verme suçunun cezası nitelikli mala zarar verme ve basit mala zarar verme durumlarına göre değişkenlik gösterir. Mala zarar verme suçunun basit şeklini tanımlamak gerekirse mala zarar verme suçunun herhangi bir kişinin özel mülkiyetinde olan bir mala karşı işlenmiş olması durumudur. Mala zarar verme suçunun basit şekliyle işlenmesi durumunda, başka bir deyişle herhangi bir kişinin malına zarar verildiğinde failin alacağı ceza 4 aydan 3 yıla kadar hapis cezası ya da adli para cezası olacaktır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus adli para cezası ile hapis cezasının aynı anda verilemeyecek olmasıdır. Başka bir ifadeyle, hakim faile ya adli para cezası ya da hapis cezası verecektir. Kanun hükmünde her ne kadar hapis cezası ön görülmüş olsa da genelde birçok içtihat hakimin adli para cezası verme yoluna gittiğini bize göstermektedir. Mala zarar verme cezası nedir sorusunu mala zarar verme suçunun basit şekline göre yanıtladıktan sonra mala zarar verme suçunun nitelikli hallerini belirtmek faydalı olacaktır.
Mala zarar verme suçunun basit şeklinin yanında bir de nitelikli bir şekli vardır. Mala zarar verme suçunun nitelikli şekli kamu kurumlarına ait olan bir mala, doğal afetlere karşı koruma altına alınmış bir eşyaya, dikili ağaç, fidan, bağ çubuğu gibi dikili alanlara, sulamaya yarayan ya da içme suyu tedarik edilen tesisata, siyasi partilerin veya kamu kurumu niteliği taşıyan kuruluşların mülkiyeti altında bulunan eşyalara, grev ve lokavt hallerinde işçilerin veya işverenlerin veya sendikaların mülkiyeti altında bulunan eşyalara zarar verilmesi halinde söz konusudur. Bunlara ek olarak, kamu görevlisinden öç almak maksadıyla bu suçun işlenmesi halinde de mala zarar verme suçunun nitelikli şekli söz konusudur. Mala zarar verme suçunun nitelikli halinde fail 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Buna ek olarak, failin mala zarar verme suçunun nitelikli halini işlerken patlayıcı, yanıcı ya da yakıcı madde kullanması sonucunda toprak kayması, çığ, sel, taşkın gibi felaketler meydana gelmişse failin alacağı ceza 1 kat arttırılır. Bununla beraber, failin nükleer, biyolojik ya da kimyasal silah kullanmak suretiyle bu suçu işlemesi durumunda yine alacağı ceza 1 kat arttırılır. Mala zarar verme cezası nedir ve mala zarar verme suçu hakkında ceza nasıl olur sorularına cevap verdikten sonra mala zarar verme suçu uzlaşmaya tabi mi, mala zarar verme suçu uzlaşma kapsamında mı, mala zarar verme suçu uzlaşma ile halledilebilir mi sorularını yanıtlamak oldukça yerinde olacaktır.
Mala Zarar Verme Suçu Uzlaşmaya Tabi Mi?
Hiç kuşkusuz mala zarar verme suçu ile ilgili olarak bizlere en sık yöneltilen soruların başında mala zarar verme suçu uzlaşmaya tabi mi, mala zarar verme suçu uzlaşma ile halledilebilir mi, mala zarar verme suçu uzlaşma kapsamında mı soruları gelmektedir. Öncelikle kısaca cevaplamak gerekirse mala zarar verme suçu uzlaşmaya tabi mi sorusunun cevabı kesinlikle hayırdır. Bu noktada birçok insanın kafasını karıştıran husus hiç şüphe yok ki mala zarar verme suçunun şikayete bağlı bir suç olmasıdır. (Suçun basit şekli şikayete tabidir.) Ancak, mala zarar verme suçu 168. maddedeki etkin pişmanlık hükümleri içerisinde yer aldığından uzlaşmaya tabi değildir. Mala zarar verme suçu uzlaşmaya tabi mi, mala zarar verme suçu uzlaşma kapsamında mı, mala zarar verme suçu uzlaşma ile halledilebilir mi sorularını cevapladıktan sonra mala zarar verme suçu şikayet süresi ne kadardır ve mala zarar verme zamanaşımı süresi ne kadardır sorularını yanıtlamak oldukça faydalı olacaktır.
Mala Zarar Verme Suçu Şikayet Süresi Ne Kadardır?
Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki mala zarar verme suçunun basit hali şikayete tabidir. Mala zarar verme suçunun nitelikli hali şikayete bağlı bir suç değildir. Mala zarar verme suçu şikayet süresi ne kadardır sorusuna verilecek olan cevap mağdurun faili ve fiili öğrendiği tarihten itibaren 6 aydır. Yani mağdur 6 ay içinde şikayet hakkını kullanmak durumundadır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus mala zarar verme suçunun nitelikli halinin şikayete tabi olmadığıdır. Mala zarar verme suçu şikayet süresi ne kadardır sorusunu yanıtladıktan sonra mala zarar verme suçu şikayete bağlı mı sorusuna cevap vermek isabetli olacaktır.
Mala Zarar Verme Suçu Şikayete Bağlı Mı?
Mala zarar verme suçu şikayete bağlı mı sorusunun cevabı mala zarar verme suçunun basit şeklinin söz konusu olduğu durumlarda evettir. Yani herhangi bir kişinin özel mülkiyetinde bulunan bir eşyaya zarar verilmesi durumunda bu suçun kovuşturulması şikayete bağlıdır. Bu durumda mağdur fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikayet etmek durumundadır. Bununla beraber mala zarar verme suçunun nitelikli hali söz konusu ise (yani kamuya ait bir mala zarar verilmiş ise) bu suçun kovuşturulması şikayete bağlı değildir, savcılık 8 yıllık zamanaşımı süresi içinde re'sen soruşturma yapabilir. Mala zarar verme suçu şikayete bağlı mı sorusunu yanıtladıktan sonra mala zarar verme suçunun unsurları nelerdir ve mala zarar verme suçu manevi unsur açısından nasıl ele alınır sorularına cevap vermek oldukça faydalı olacaktır.
Mala Zarar Verme Suçunun Unsurları Nelerdir?
Mala zarar verme suçunun unsurları nelerdir sorusuna verilecek cevap her ne kadar bu suçun Türk Ceza Kanunu'nda yer alan tanımından da anlaşılabilecek olsa da bu unsurları irdelemek isabetli olacaktır. Öncelikle, Türk Ceza Kanunu'na göre mala zarar verme suçu 6 farklı şekilde gerçekleşebilir. Malı kullanılmaz hale getirmek, yıkarak mala zarar vermek, malı tahrip etmek, malı tamamen yok etmek, malı kirletmek, sahipli bir hayvanı öldürerek mala zarar vermek. Mala zarar verme suçunun unsurları nelerdir sorusuna cevap verdikten sonra mala zarar verme suçu etkin pişmanlık kapsamında mıdır ve mala zarar verme suçu zararın giderilmesi açısından nasıl sonuçlar doğurur sorularına cevap vermek uygun olacaktır.
Mala Zarar Verme Suçu Etkin Pişmanlık Kapsamında Mıdır?
Öncelikle, mala zarar verme suçu etkin pişmanlık kapsamında mıdır sorusuna erilebilecek en net cevap evettir. Mala zarar verme suçu ile ilgili olarak etkin pişmanlık hükümleri 168. maddede düzenlenmiştir. Bu noktada etkin pişmanlık için gerekli şartların ele alınması yerinde olacaktır. Failin etkin pişmanlık mekanizmasından yararlanabilmesi için gerekli şart failin kendisi hakkında dava açılmadan önce mağdurun zararını karşılaması durumudur. Bu durumda failin alacağı ceza 2/3 oranına kadar indirilebilir. Failin kendisi hakkında dava açılmasından sonra hüküm verilmesinden önce zararı karşılaması durumunda da alacağı ceza 1/2 oranında azaltılabilir. Mala zarar verme suçu etkin pişmanlık kapsamında mıdır sorusunu cevapladıktan sonra mala zarar verme TCK tarafından nasıl tanımlanır sorusuna cevap vermek yerinde olacaktır.
Mala Zarar Verme TCK Tarafından Nasıl Tanımlanır?
Mala zarar verme TCK tarafından nasıl tanımlanır sorusuna verilecek cevap bir başkasına ait olan bir eşyaya tahrip etmek, yıkmak ya da kullanılmaz hale getirmek suretiyle zarar vermek olacaktır. Türk Ceza Kanunu mala zarar verme suçunu ikiye ayırmaktadır. Buna göre mala zarar verme suçunun basit halinde failin bir başkasına ait olan eşyaya zarar vermesi durumu söz konusudur. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus fiilin bir kişinin özel mülkiyetinde olan eşyaya karşı işlenmesidir. Bununla beraber bir de mala zarar verme suçunun nitelikli hali vardır ki bu durumda zarar verme fiili bir kamu kurumuna ait olan bir eşyaya zarar verilmesi söz konusudur. Mala zarar verme suçunun basit halinde 4 aydan 3 yıla kadar bir hapis cezası ya da adli para cezası ön görülürken mala zarar verme suçunun nitelikli halinde ise 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası söz konusudur.
Son yıllarda teknolojinin gelişmesi ile beraber haber alma kaynaklarımızın gelişmesi sonucu gasp suçu bir diğer adıyla yağma suçu artık daha çok gözümüze çarpan bir suç çeşidi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun da bir sonucu olarak birçok insanın kafasında gasp suçu nedir, gasp suçu kaç yıldan başlar, gasp suçu ve cezaları arasındaki ilişki nasıl belirlenir, gasp suçu ve şikayetten vazgeçme durumunda neler dikkate alınır, gasp suçu iftirası hangi cezayı gerektirir, gasp suçu cezası nedir, gasp suçu kaç yıl için geçerlidir, gasp suçunun unsurları nelerdir, yağma suçu nedir, yağmalama suçu nedir, yağma suçunun cezası kaç yıl, yağma suçu şikayete bağlı mı, tahsilatçılık suçu nedir, gasp suçu kaç yıldan başlar, gasp cezası 2015 yılında değişti mi, yağma suçu ile ilgili Yargıtay kararları nelerdir, yağmaya teşebbüs suçunun cezası nedir, Türk Ceza Kanunu gasp suçunu nasıl tanımlar, silahlı gasp suçunun cezası nedir, nitelikli yağma suçu cezası nedir, gaspta şikayetten vazgeçme mümkün müdür, gasp kamu davası mıdır, gasp davasında şikayetten vazgeçme süreci nasıl işler, yağma şikayetten vazgeçme durumunda hukuki süreç nasıl işler, nitelikli yağma şikayetten vazgeçme durumunda hangi sonuçları doğurur avukat gasp suçu sonrası süreci nasıl etkiler, yağma suçu TCK tarafından nasıl tanımlanır, yağma suçunun unsurları nelerdir, yağma suçunda etkin pişmanlık geçerli midir, yağma suçu şikayetten vazgeçme durumunda beraat ile sonuçlanır mı, silahlı gasp suçunun cezası nedir, yağma suçu savunma dilekçesi nasıl hazırlanır, yağma suçu hangi mahkemede yargılanır, yağma suçu şikayete bağlı mı yağma suçu ile hırsızlık arasındaki fark nedir gibi cevap bekleyen sorular belirmektedir. Bu soruları cevaplamadan önce gasp suçu nedir gasp suçunun cezası nedir sorularını cevaplamak oldukça faydalı olacaktır.
Gasp Suçu Nedir?
Gasp suçu nedir sorusunun cevabı bir başkasına ait olan bir malı cebir ya da tehdit kullanmak suretiyle o kişinin rızası olmaksızın almak şeklinde tanımlanabilir. Buradan hareketle, yağma suçu nedir sorusunun cevabı da aynı şekilde olacaktır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus gasp suçunun hırsızlık suçu ile karıştırılmamasıdır. Çünkü her iki suç çeşidinde de değeri olan bir malın haksız şekilde iktisabı söz konusu olmaktadır. Ancak ikisi arasındaki keskin fark hırsızlık suçunda cebir ya da tehdit olmaksızın malın alınıyor oluşudur. Buradan hareketle gasp suçunun unsurları nelerdir ya da yağma suçunun unsurları nelerdir sorusuna da verilecek cevaplar öncelikli olarak failin cebir ya da tehdit kullanması ve bunun yanında alınan malın somut maddi değeri olan bir mal olmasıdır.
Basit Gasp Nedir?
Öncelikle, cezai yaptırımları yani sonuçları itibariyle Türk Ceza Kanunu gasp suçu ile ilgili olarak bir ayrıma gitmiştir. Bu ayrım sonucunda basit gasp ve nitelikli yağma olmak üzere gasp suçunun 2 farklı çeşidi olduğu tanımlanmış ve bu tanımlanan suçlar farklı cezai yaptırımlara bağlanmıştır. Bu açıdan bakıldığında basit gasp nedir, nitelikli gasp nedir soruları önem kazanmaktadır. Basit gasp nedir sorusuna verilecek en güzel cevap bir suç örgütü ile bağlantısı olmayan failin gündüz vakti herhangi bir silah kullanmaksızın, kendisini tanınmayacak bir hale sokmaksızın, başka bir kişiye ait olan malı cebir ve tehdit kullanarak almasıdır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken bir başka husus ise mağdurun beden ve ruh sağlığı bakımından kendisini savunamayacak bir kişi olmamasıdır. Aksi takdirde basit gasp suçundan değil, nitelikli yağma suçundan bahsedilir. Basit gasp suçunun cezası 6 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasıdır. Basit gasp nedir, basit gasp cezası nedir sorularını yanıtladıktan sonra nitelikli yağma nedir sorusunu cevaplamak faydalı olacaktır.
Nitelikli Yağma Nedir?
Nitelikli yağma nedir sorusunu cevaplayabilmek için öncelikle nitelikli yağma suçunu detaylı bir şekilde tanımlamak faydalı olacaktır. Yağma suçunun herhangi bir silah ile işlenmiş olması durumunda nitelikli yağma söz konusudur. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus kanun koyucunun silah ile kastettiği araçların sadece ateşli silah ya da kesici delici aletler ile sınırlı olmamasıdır. Başka bir deyişle, sopa, tornavida, kalem, taş, şişe, makas gibi aletler de gasp amacıyla kullanılmışsa bu aletler de silah kapsamında ele alınmaktadır. Gasp suçunu nitelikli bir hale getiren bir diğer unsur ise failin kendisini tanınmayacak bir hale koymasıdır. Örneğin failin gasp suçunu işlediği anda bir maske takmış olması gasp suçunu nitelikli gasp suçu kapsamına sokmaktadır. Buna ek olarak, gasp suçunun birden fazla kişi tarafından işlenmiş olması da gasp suçunu nitelikli yağma suçu haline getirmektedir. Ayrıca, suçun gece işlenmiş olması da gasp suçunu nitelikli yağma suçu haline getirmektedir. Buna ek olarak, gasp suçunun suç örgütlerine yarar sağlamak maksadıyla işlenmesi durumunda ya da suç örgütlerinin oluşturduğu tehditten yararlanmak suretiyle işlenmesi durumunda nitelikli yağma suçundan söz edilir. Bununla birlikte, failin suçu ruh ve beden sağlığı bakımından kendisini savunamayacak durumda olan bir kişiye karşı işlemesi durumunda da nitelikli yağma suçu söz konusudur. Bunun yanında, gasp suçunun yol kesmek suretiyle ya da konut işyeri gibi kapalı mekanlarda işlenmesi de nitelikli yağma suçu kapsamına girmektedir.
Yağma Suçunun Cezası Kaç Yıl?
Yağma suçunun cezası kaç yıl sorusunun cevaplanabilmesi için yağma suçunun çeşitlerinin bilinmesi gerekmektedir. Bir başka deyişle, gasp suçunun cezası gaspın hangi çeşidinin işlenmiş olduğuna göre değişmektedir. Buna göre, yağma suçu basit gasp ve nitelikli yağma olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Basit gasp suçunun cezası nedir sorusuna verilecek cevap 6 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasıdır. Bunun yanında, nitelikli yağma suçunun cezası nedir sorusuna cevap ise 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıdır.
Gasp Cezası 2015 Yılında Değişti Mi?
Gerek 2015 yılında gerek sonraki yıllarda gasp cezası 2015 yılında değişti şeklinde birçok spekülasyon yapılmıştır. Bunun sebebi hiç şüphesiz ceza hukuku alanında son yıllarda gerçekleştirilen revizyonların gasp suçu için öngörülen ceza için de bir beklenti yaratmış olmasıdır. Ancak bu spekülasyonlar her ne kadar internet ortamında sık bir biçimde dile getirilmiş olsa da bu iddialar kesinlikle asılsızdır. Başka bir ifadeyle, gasp cezası 2015 yılında değişti mi sorusuna verilecek en güzel cevap hayırdır.
Yağma Suçu TCK Tarafından Nasıl Tanımlanır?
Yağma suçu TCK tarafından nasıl tanımlanır sorusuna verilecek en güzel cevap bir başkasına ait olan bir malı kişinin rızası olmaksızın, cebir ya da tehdit kullanılarak alınmasıdır. TCK yağma suçunu ikiye ayırmaktadır. Buna göre, failin herhangi bir suç örgütü ile bir bağlantısı yoksa, suç gündüz vakti işlenmişse, mağdur ruh ve beden sağlığı bakımından kendisini savunamayacak bir durumda değilse, fail suçu işlerken herhangi bir silah kullanmamışsa, fail suçu işlerken kendisini tanınmayacak bir hale koymadıysa basit gasp suçu söz konusudur. Basit gasp suçunun cezası 6 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasıdır. Buna ek olarak gasp suçunun cezasını ağırlaştırıcı sebepler vardır. Bu sebepleri kısaca ele almak gerekirse yağma suçunun silah kullanmak suretiyle işlenmesi, failin kendisini tanınmayacak hale koymak suretiyle gasp suçunu işlemesi, suçun birden fazla kişi tarafından önceden anlaşılarak işlenmesi, gasp suçunun yol kesmek suretiyle ya da ev iş yeri gibi kişisel alanlarda işlenmesi, gasp suçunun beden ve ruh sağlığı bakımından kendisini savunamayacak durumda olan bir kişiye karşı işlenmesi, gasp suçunun bir suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla işlenmesi, gasp suçunun bir suç örgütünün oluşturduğu tehditten yararlanmak suretiyle işlenmesi, gasp suçunun gece vakti işlenmesi gibi sebepler karşımıza çıkmaktadır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus bu ağırlaştırıcı sebeplerden birinin varlığının gasp suçunu nitelikli yağma suçu haline getirdiğidir
Yağma Suçu ile Hırsızlık Arasındaki Fark Nedir?
Öncelikle, hırsızlık başka birisine ait olan bir malı o kişinin rızası olmaksızın alınmasıdır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus failin hırsızlık suçunu işlerken mağdurun durumdan haberinin olmaması gerekliliğidir. Aksi takdirde yağma suçu söz konusudur. Yağma suçu ise bir başkasına ait olan bir malı o kişinin rızası olmaksızın cebir ya da tehdit kullanmak suretiyle alınmasıdır. Kısacası hırsızlık ve yağma suçu arasındaki en önemli fark hiç şüphe yok ki yağma suçunda cebir ya da tehdit unsurunun bulunmasıdır. Bilindiği gibi hırsızlık suçunda cebir unsuru da tehdit unsuru da bulunmamaktadır.
Yağma Suçu Ceza İndirimi Durumları
Öncelikle, gasp edilen malın ekonomik değerinin az olması durumunda belirli şartlar altında ceza indirimi uygulanabilir. Örneğin failin 1 Lira gasp etmesi, failin bir ekmek gasp etmesi, bir domates gasp etmesi durumunda faile verilecek cezada 1/3 ile 1/2 arasında değişen oranlarda ceza indirimi uygulanabilir. Hiç şüphesiz bu durumda kanun koyucu hem failin bu suçu işlemek zorunda kalması gibi durumları hem de mağdurun zararının çok büyük olmaması hallerini göz önünde bulundurmaktadır ve buradan hareketle söz konusu oranlarda bir ceza indirimi ön görmektedir. Ancak bu noktada dikkat edilmesi gereken husus mağdurun suçun işlenme anındaki ekonomik durumudur. Örneğin suçun işlenme anında mağdurun sadece yiyecek 1 adet ekmeği varsa ve bu ekmek fail tarafından gasp edilmişse ya da suçun işlenme anında mağdurun cebinde sadece 1 Lira varsa ve bu para fail tarafından gasp edilmişse söz konusu ceza indirimi uygulanamaz.
Bir diğer ceza indirimi sebebi de failin mağdurdan hukuki bir ilişkiye dayanan bir alacağının bulunmasıdır. Bu durumda fail cebir ve tehdit hükümlerine göre cezalandırılır. Örneğin komşu esnaftan alacağı bulunan kimsenin borcu olan parayı cebir ya da tehdit kullanmak suretiyle bu parayı alması durumunda fail gasp suçundan değil cebir ya da tehdit suçlarından yargılanacaktır.
Silahlı Gasp Suçunun Cezası Nedir?
Öncelikle silahlı gasp suçu nitelikli yağma suçu kapsamına girdiği için failin alacağı ceza 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıdır. Ancak bu noktada dikkat edilmesi gereken husus silahın kullanılarak mağdurun yaralanmasına ya da ölümüne sebep olunmadığı takdirde failin alacağı ceza 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıdır. Başka bir ifadeyle, fail gasp suçunu işlerken kullandığı silah ile mağduru öldürür ya da yaralarsa gasp suçundan alacağı 10 yıldan 15 yıla kadar olan hapis cezasına ek olarak yaralama ya da öldürme suçu sebebiyle alacağı ceza da eklenir. Silahlı gasp suçunun cezası nedir sorusunu cevapladıktan sonra nitelikli yağma suçu cezası nedir sorusunu cevaplamak yerinde olacaktır.
Nitelikli Yağma Suçu Cezası Nedir?
Daha önce de belirttiğimiz gibi nitelikli yağma suçu cezası nedir sorusunun cevabı 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıdır. Yağma suçunun nitelikli yağma suçu olarak ele alınabilmesi için kanun hükmünde belirtilen nitelikli yağma suçu koşullarından birinin gerçekleşmiş olması yeterlidir. Nitelikli yağma suçu cezası nedir sorusunu cevapladıktan sonra gasp suçunun unsurları nelerdir sorusunu cevaplamak isabetli olacaktır.
Gasp Suçunun Unsurları Nelerdir?
Gasp suçunun unsurları nelerdir sorusunun cevabı aslında gasp suçunun tanımında da yatmaktadır. Buradan hareketle, ilk olarak, gasp suçunun unsurları kısaca sıralamak gerekirse gasp suçundan bahsedebilmek için failin başkasına ait bir malı alması gerekir. Bunun yanında, gasp suçunun söz konusu olabilmesi için suçun cebir ya da tehdit kullanmak suretiyle işlenmiş olması gerekmektedir.
Özellikle teknoloji çağında bulunduğumuz şu günlerde gelişen teknolojinin olumsuz bir sonucu olarak dolandırıcılık suçu daha yaygın işlenen bir suç çeşidi olarak karşımıza çıkmaktadır. Peki dolandırıcılık suçu nedir, dolandırıcılık suçu ne demek? Öncelikle kısaca tanımlamak gerekirse dolandırıcılık suçu TCK'nın 157. maddesinde de belirtildiği gibi kişinin bir kimseyi hileli davranışlarla kandırarak, o kişiyi zarara uğratmak suretiyle kendisine ya da bir başkasına haksız çıkar sağlama fiilidir. Bu tanımdan da anlaşılabileceği üzere dolandırıcılık suçundan bahsedilebilmesi için yapılan eylemin hileli bir davranış içermesi ve bu davranış sonunda karşı tarafın zarara uğraması ve failin haksız bir çıkar elde etmiş olması gerekmektedir. Öte yandan, hileli davranışın tanımı da gelişen teknoloji ile beraber daha da genişlemiştir denilebilir. Örneğin online banka dolandırıcılığı suçu teşkil eden bazı fiillerin doğrudan doğruya kanunda geçen dolandırıcılık tanımına uyup uymadığı tartışmalı bir konudur. Şunu belirtmek gerekir ki, özellikle son yıllarda bu suç çeşidinin gerek yasal boşluklar sebebiyle gerek teknolojik olanakların artması nedeniyle arttığı ve daha gözle görülür bir hale geldiği bir gerçektir. Bu noktada birçok insanın kafasında dolandırıcılık suçu cezası ne kadar, dolandırıcılık suçu şikayet süresi ne kadar, dolandırıldım ne yapmalıyım, dolandırıcıların yeni yöntemi nedir, dolandırıcılık suçu zaman aşımı süresi ne kadar, dolandırıcılık suçu şikayet dilekçesi nasıl yazılır gibi sorular dolaşmaktadır. Öncelikle, dolandırıcılık suçu cezası ne kadar sorusuna TCK açık ve net bir biçimde cevap vermektedir. Buna göre, dolandırıcılık suçu işlemiş kimse 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 5000 güne kadar adli para cezasına çarptırılır. Ancak burada bahsi geçen ceza dolandırıcılık suçunun nitelikli dolandırıcılık halini almadığı durumlar için geçerlidir. Başka bir deyişle, dolandırıcılık suç bir takım sebeplerden dolayı nitelikli dolandırıcılık suçu halini alabilir ve bu durumda söz konusu ceza arttırılır. Peki dolandırıcılık suçu zaman aşımı süresi ne kadar? Bu sorunun cevabı 8 yıldır. Yani dolandırıcılık mağduru olan kimse 8 yıl içinde savcılığa şikayette bulunmak durumundadır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, söz konusu 8 yıllık zaman aşımı süresinin dolandırıcılık suçunun en basit hali için geçerli olduğudur. Başka bir ifadeyle, dolandırıcılık suçu için herhangi bir şikayet süresi bulunmamakla beraber bu suçun en basit hali için 8 yıllık bir süre söz konusudur. Bunun yanında, dolandırıcılık suçunu nitelikli dolandırıcılık suçu haline getiren ve bu sebeple cezasını arttıran fiillerde bulunmaktadır. Bu sebeple, nitelikli dolandırıcılık nedir sorusuna cevap vermek oldukça faydalı olacaktır.
Nitelikli Dolandırıcılık Suçu TCK
Öncelikle nitelikli dolandırıcılık nedir sorusuna verilecek cevap dolandırıcılık suçunun kanunda belirtilen sebeplerden dolayı daha fazla cezayı gerektiren bir çeşididir şeklinde olacaktır. Kanunda belirtilen bu haller yani dolandırıcılık suçunu nitelikli dolandırıcılık haline getiren durumlar kanunda açık ve net bir biçimde ortaya konmuştur. Buna göre, dolandırıcılık suçunun dini inanç ve duyguların suistimal edilmesi suretiyle işlenmesi halinde fail 2 yıldan 7 yıla kadar hapis ve 5000 gün adli para cezasına çarptırılır. Dini duyguların ya da inanç sistemlerinin istismar edilerek bir dolandırıcılık aracı olarak kullanılması ne yazık ki günümüzde de özellikle küçük ölçekli yerleşim birimlerinde karşımıza çıkmaktadır. Bu duruma verilebilecek en genel örnek hiç şüphesiz ki çeşitli sıkıntılara çare bulduğunu öne süren ancak objektif olarak hiçbir bilimsel dayanağı olmayan ''hocalar'' olarak gösterilebilir. Buna ek olarak, toplumda büyücüler olarak bilinen insanlar da doğrudan dini olmasa da insanların inançlarını istismar etmek suretiyle kendilerine haksız kazanç sağlamaktadırlar ki bu fiil de nitelikli dolandırıcılık suçu teşkil etmektedir. Dinin veya dini inançların istismar edilmesi suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçundan bahsedilebilmesi için failin mağdurun dini inançları üzerinden mağduru kandırarak kendisine haksız kazanç sağlamış olması gerekmektedir. Buna ek olarak, failin mağdurun içinde bulunduğu zor ya da tehlikeli şartlardan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık fiilini işlemesi durumunda da verilecek olan ceza 2 yıldan 7 yıla kadar hapis ve 5000 güne kadar adli para cezası şeklinde olur. Bu durum fiil şantaj suçu ile benzer özellikler gösterse de temel farklılık şantaj ve tehdit suçlarında mağdurun iradesinin zorla değiştirilmesi iken nitelikli dolandırıcılık suçunda ise mağdurun aldatılarak kendi iradesini irade sakatlığı olmaksızın ortaya koymasıdır. Bununla beraber, failin mağdurun algılama yeteneğindeki zayıflıktan faydalanmak suretiyle dolandırıcılık suçu işlemesi halinde yine bir nitelikli dolandırıcılık suçu söz konusu olur ve buna istinaden verilecek ceza yine 2 yıldan 7 yıla kadar hapis ve 5000 güne kadar adli para cezası şeklinde olur. Bu durumun yaygın örnekleri arasında akıl hastalığı, akıl zayıflığı gösterilebilir. Buna ek olarak mağdurun yaşının küçük olması da aynı sonucu doğurur. Ayrıca, mağdurun bir kaza sebebiyle algılama yeteneklerinin zayıflaması da nitelikli dolandırıcılık suçu teşkil etmektedir. Bunun yanında, kamu kurum ve kuruluşlarının, meslek kuruluşlarının, siyasi parti, dernek ve vakıf gibi çeşitli tüzel kişilerin araç olarak kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık suçu da nitelikli dolandırıcılık suçu kapsamına girmektedir. Dolayısıyla bu durumda da verilecek ceza 2 yıldan 7 yıla kadar hapis ve 5000 güne kadar adli para cezası şeklinde olacaktır. Bu durumun en yaygın örneği hiç şüphesiz evrakta sahtecilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun yanında, kamu kurumlarının nüfuzundan yararlanarak sahte kimlik çıkarmak ta sıkça görülen bir suç çeşidi olarak karşımıza çıkmaktadır. Buna ek olarak, kamu kurum ve kuruluşunun zararına sebep olarak dolandırıcılık suçu da nitelikli dolandırıcılık suçu kapsamına girmektedir. Bu durumda da ceza arttırılır ve söz konusu ceza 2 yıldan 7 yıla kadar hapis ve 5000 güne kadar adli para cezasıdır. Bu çeşit bir suçun varlığından söz edilebilmesi için failin kamu kurumunu doğrudan zarara sokarak kendisine haksız çıkar sağlamış olması gerekmektedir. Bu durumun en yaygın örneği kamu kurumundan hakkı olmayan parayı almak ya da borcunu ödememek olarak gösterilebilir. Bunun yanında, kişinin herhangi bir amaç için kendisini ''çalışıyormuş göstermesi'' de bu suçun bir başka örneği olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca, bilişim sistemlerinin, banka ya da kredi kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık suçu da nitelikli dolandırıcılık suçu kapsamına girmektedir. Ve bu sebeple, söz konusu fiilin cezası yine 2 yıldan 7 yıla kadar hapis ve 5000 güne kadar adli para cezasıdır. Bu suç çeşidine gösterilebilecek en yaygın örnek hiç şüphe yok ki online banka dolandırıcılığı suçlarıdır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus kredi ya da banka kartının çalınması, kredi veya banka kartının kopyalanması, banka veya kredi kartı bilgilerinin ele geçirilmesi suretiyle mağdurun hesabından para çekilmesi fiili nitelikli dolandırıcılık suçu değil Türk Ceza Kanunu'nun 245. maddesinde yer alan Banka veya Kredi Kartının Haksız Kullanılması suçu kapmasına girdiğidir. Bunun yanında, Facebook, Twitter, Whatsapp, Instagram gibi çeşitli sosyal medya platformları üzerinden bir mal ya da herhangi bir hizmet karşılığında para talep etmek te bu suç türüne yani nitelikli dolandırıcılık suçuna bir örnek olarak gösterilebilir. Bununla beraber, basın yayın organlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle işlenen dolandırıcılık suçları da nitelikli dolandırıcılık suçu kapsamına girmekte olup, yine cezası 2 yıldan 7 yıla kadar hapis ve 5000 güne kadar adli para cezasıdır. Bu suça bir örnek vermek gerekirse, son yıllarda oldukça sık karşılaştığımız çeşitli medya kuruluşlarında daha üstün özelliklere sahip ürünleri tanıtmak suretiyle tüketiciyi kandıran ve bu yolla haksız kazanç elde eden bazı satıcıları gösterebiliriz. Bunun yanında, satıcı ya da şirket yöneticisi sıfatıyla şirket adına hareket eden kişilerin şirket adına giriştikleri faaliyetleri araç olarak kullanmak suretiyle işledikleri dolandırıcılık suçu da nitelikli dolandırıcılık suçu kapsamına girmektedir. Bu durumda da ceza 2 yıldan 7 yıla kadar hapis ve 5000 güne kadar adli para cezasıdır. Buna ek olarak, serbest meslek sahibi kimselerin kendilerine duyulan güveni suistimal etmek suretiyle kendisine ya da bir başkasına haksız kazanç sağlaması fiili de nitelikli dolandırıcılık suçu kapsamına girmektedir. Ve bu sebeple bu suçun cezası da 2 yıldan 7 yıla kadar hapis ve 5000 güne kadar adli para cezası şeklinde öngörülmektedir. Ayrıca banka ya da diğer kredi kuruluşları tarafından tahsis edilmemesi gereken bir krediyi açılmasını sağlamak fiili de nitelikli dolandırıcılık suçu kapsamına girmekte olup öngörülen cezai yaptırım 2 yıldan 7 yıla kadar hapis ve 5000 güne kadar adli para cezasıdır. Bununla birlikte, sigorta bedelini almak amacıyla yapılan dolandırıcılık fiili de nitelikli dolandırıcılık suçu kapsamına girmektedir. Bu nedenle yine 2 yıldan 7 yıla kadar hapis ve 5000 güne kadar adli para cezası hükmolunur.
Ceza hukukumuzda denetimli serbestlik gibi sanığın toplumsal yaşama adapte olabilmesi ve suçun bireyselleştirilmesi amaçlarını taşıyan bir başka kurum ise hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kurumu olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle, son yıllarda gerek ceza evlerinin doluluk oranlarının oldukça fazla olması gerek mahkumların toplumsal yaşama entegre olamaması sebebiyle oluşan mağduriyetler ve bu sorunlara bağlı olarak zarar gören aile kurumu göz önüne alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması tıpkı denetimli serbestlik gibi kamuoyunca oldukça ilgi çeken bir kavram haline gelmiştir. Kamuoyunda gördüğü bu ilgiye paralel olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması nedir, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ne demek, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ne zaman biter, hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartları nelerdir, hükmün açıklanmasının geri bırakılması 2015 yılında değiştirildi mi gibi birçok sorunun sorulmasına neden olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu kısaca bir fail hakkında hükmolunan cezanın belli bir süre zarfında fail denetim altında tutulmak şartıyla uygulanmasının geciktirilmesi ve sonrasında hükümsüz kılınmasıdır.Bu tanımdan da anlaşılabileceği gibi bu ceza hukuku kurumu mahkumların ailelerinin mağduriyetinin önlenmesini, mahkumların topluma yeniden entegre edilebilmesini ve suçun bireyselliği ilkesinin uygulanabilmesini amaçlamaktadır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması nedir, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ne demek sorularına cevap verdikten sonra bu kurumun nasıl işlediğini incelemek oldukça faydalı olacaktır. İşte bu noktada karşımıza hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartları nelerdir sorusu çıkmaktadır. Öncelikle, bir sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasından yararlanabilmesi için 2 sene ya da daha az süreli hapis cezasına veya adli para cezasına çarptırılmış olması gerekir. Buradan da anlaşılabileceği gibi bu ceza hukuku kurumundan yararlanılabilmesi için işlenen suçun niteliğinin 2 yıllık bir hapis cezasından daha fazla bir cezayı gerektirmemesi şarttır. Zaten kanunda ilgili maddede yer alan hüküm gereği 2 yıldan fazla süreli hapis cezasına mahkum olan bir failin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasından yararlanması mümkün değildir. Bu şarta ek olarak,failin suç teşkil eden fiilli sonrasında maddi bir hasar oluştuysa bunun fail tarafından tazmini gerekmektedir. Ve son olarak, sanığın daha önce kasıtlı bir suç dolayısıyla ceza almamış olması gerekmektedir. Başka bir ifadeyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması sabıka kaydı olan (2 yıl veya daha uzun süreli bir hapis cezası mevcutsa) sanıklar için söz konusu değildir. Kasten işlenmiş olan suçlar 2 yıl veya daha uzun süreli bir hapis cezasına sebep olmuşsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması söz konusu olmaz, ancak taksirle yani istemsiz olarak, herhangi bir kasıt olmaksızın işlenen suçlarda hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkündür. Örneğin taksirle yaralama ya da taksirle ölüme sebebiyet verme gibi suçlar hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumundan yararlanmaya engel teşkil etmemektedir. Ancak sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumundan yararlanabilmesi hakimin takdirine bağlıdır. Gerekli şartlar oluşur ve hakim bu yönde takdir yetkisini kullanarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünde bir karar verirse sanığa verilecek olan ceza 5 yıl ertelenir. 5 yıllık denetim süresi içinde sanık kasıtlı olarak bir suç işlemezse dava düşer.Başka bir ifadeyle, 5 yıl ertelenen ceza hükümsüz kılınmış olur. Ancak sanık 5 yıllık denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlerse infaz sürecinin yeniden başlaması söz konusu olur. Buna karşın, sanık taksirle yani istemsiz olarak, herhangi bir kasıt olmaksızın bir suç işlerse, bu suç hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından bir engel teşkil etmez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması nedir, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ne demek, hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartları nelerdir gibi soruları cevaplandırdıktan sonra bu kararın sabıka kaydına ve adli sicile etkisini incelemek faydalı oldukça olacaktır.
Öncelikle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumundan yararlanan ya da yararlanmayı düşünen birçok insanın kafasındaki en önemli sorular hiç şüphesiz hükmün açıklanmasının geri bırakılması sabıka kaydı durumunu etkiler mi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması sabıka kaydı sorgulamasında görülür mü, hükmün açıklanmasının geri bırakılması sicile işler mi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması memuriyete engel mi şeklindedir. Öncelikle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması durumu savcılıklar ya da internet kanalıyla yapılan sorgulamada gözükmemektedir.Ancak pek tabii ki e-devlet ve savcılık vasıtasıyla yapılan bu sorgulamalarda görülmeyen söz konusu karar devletin sisteminde kayıt altında tutulmaktadır. Ancak, bu durum sanığın günlük yaşamını etkilemez, zira devletin bu bilgileri tuttuğu sisteme sadece hakim ve cumhuriyet savcıları erişim sağlayabilir. Buradan hareketle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kişinin hayatında adeta tertemiz bir sayfa açarak onu işlediği suça rağmen gerek medeni hayatta gerek siyasi hayatta her türlü kısıtlamadan kurtarır demek doğru olacaktır. Bu durumdahükmün açıklanmasının geri bırakılması memuriyete etkisi itibariyle ne gibi sonuçlar doğurur sorusunun cevabı da hiçbir olumsuz sonuç doğurmaz şeklinde olacaktır. Başka bir deyişle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması memuriyete etkisi bakımından bir sonuç doğurmaz, bu karardan yararlananlar memur olarak görev yapabilirler. Yani hükmün açıklanmasının geri bırakılması memuriyete engel mi sorusunun cevabı kesinlikle hayırdır. Kısacası, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kişinin hayatını olumsuz yönde etkilemez, sadece işlenen suçun cezai yaptırımını askıya alır ve gerekli şartların oluşması halinde alınan cezayı hükümsüz kılar. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması sabıka kaydı oluşturur mu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması sicile işler mi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması memuriyete engel mi gibi soruları yanıtladıktan sonra bu kararın temyiz imkanını incelemek yerinde olacaktır.
Buna ek olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumundan yararlanmayı düşünen hemen hemen herkesin kafasındaki bir diğer soru ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması temyiz edilebilir mi şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Öncelikle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildikten sonra kararın temyiz edilmesi mümkün değildir. Bu bakımdan, sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumundan yararlanma niyeti yoksa ya da bu yönde olası bir kararı temyiz etmek istiyorsa karardan önce rıza göstermediğini beyan etmesi son derece önemlidir.
Bunun yanında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumundan yararlanmak isteyen birçok insanın aklında hiç kuşkusuz hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına itiraz etmek mümkün müdür sorusu vardır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması temyiz edilemeyecek bir karar olsa da itiraz mümkündür. Başka bir deyişle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına itiraz mümkündür. Peki hükmün açıklanmasının geri bırakılması itiraz nereye yapılır? Bu kararı veren mahkemeye itiraz edilebilir.
Bununla beraber, hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucu para cezası ödenir mi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucu adli para cezası ödenir mi soruları cevap bekleyen diğer sorular olarak karşımıza çıkmaktadır. Öncelikle, şunu belirtmekte gerekir ki, adli para cezası doğrudan verilebileceği gibi hapis cezasına ek olarak ta verilebilen bir cezadır. Ayrıca, adli para cezası bir hapis cezasının para cezasına çevrilmesi şeklinde de ortaya çıkabilmektedir. Buradan harekete sorulara dönecek olursak, doğrudan verilen adli para cezasına ya da hapis cezasına ek olarak verilen adli para cezasına hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanabilir.Ancak, adli para cezası, hapis cezasının para cezasına çevrilmesi sonucu ortaya çıkmışsa söz konusu cezaya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı uygulamak mümkün değildir. Yani kısaca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucu adli para cezası ödenir mi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucu para cezası ödenir mi sorularının cevabı para cezası doğrudan alınmış bir cezaysa ve gerekli şartlar yerine getirilmişse evet, adli para cezası hapis cezasının para cezasına çevrilmesi sonucu meydana gelmiş bir ceza ise hayırdır.
Günümüzde özellikle özel işyerlerinde sık sık görülen taksirle yaralama suçu gibi taksirle ölüme sebebiyet verme suçu da gündemi oldukça meşgul eden bir konu başlığı olarak karşımıza çıkmaktadır. Öncelikle taksirle ölüme sebebiyet verme nedir sorusuna cevap vermek gerekirse taksirle ölüme sebebiyet vermek herhangi bir kasıt olmaksızın bir kişinin ölümüne neden olmak şeklinde tanımlanabilir. Taksirle ölüme sebebiyet verme cezası TCK 85. Madde tarafından tanımlanmıştır. Buna göre herhangi bir kasıt olmaksızın birinin ölümüne neden olan kimse 3 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Taksirle ölüme sebebiyet verme cezasına ilişkin olarak Türk Ceza Kanunu'nda hangi durumlarda hangi cezanın verileceği şeklinde bir ayrıma gidilmemiştir. Yani taksirle ölüme sebebiyet verme trafik kazası gibi elim bir olayla olabileceği gibi bir inşaat şantiyesinde de meydana gelebilir. Bu noktada tabii ki ihmalin boyutuna göre hakim 3 yıl ila 6 yıl arasında bir cezaya hükmedecektir. Ancak, bu noktada dikkat edilmesi gereken husus kanunda trafik kazası, iş kazası gibi ayrımların bulunmamasıdır. Her ne kadar kanunda böyle bir ayrım bulunmasa da uygulamaya baktığımız zaman trafik kazası sonucu meydana gelen taksirle ölüme sebebiyet verme cezası iş kazası gibi olaylar sonucu meydana gelen taksirle ölüme sebebiyet verme cezası ile karşılaştırıldığında oldukça azdır denilebilir. Bunun sebebi olarak ta trafik kazalarının hem iki tarafın da hayatını tehlikeye atması hem de daha önüne geçilemez kazalar olarak yorumlanabilmesidir. Ancak kanun kaza şekilleri ve nedenlerine ilişkin olarak herhangi bir ayrım gözetmemiştir. Ancak kanunda her türlü taksirle ölüme sebebiyet verme fiilinin cezai yaptırım açısından aynı şekilde yorumlandığını söylemek gerçekle bağdaşmaz. Öyle ki, kanun birden fazla kişinin taksirle ölümüne sebebiyet veren failler için 3 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası ön görmektedir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus failin kaç kişinin ölümüne neden olduğunun yanında kaç kişinin yaralanmasına sebep olduğudur. Yani ceza failin kaç kişinin ölümüne ve buna ek olarak kaç kişinin yaralanmasına sebep olduğuna göre değişecektir. Ancak ceza failin sadece kaç kişinin ölümüne ya da ölüme ek olarak kaç kişinin yaralanmasına sebep olduğuna göre değişecektir demek mümkün değildir. Cezanın belirlenmesindeki en önemli etkenlerden birisi hiç şüphesiz failin ihmalinin ne boyutta olduğudur. Örneğin otoyolda normal bir hızla giderken aniden önüne çıkan bir çocuğu ezerek ölümüne sebep olan bir insanla, şehir içi yolda alkollü araç kullanırken kaldırımda yürüyen bir kişiyi ezerek ölüme neden olan bir hiç şüphe yok ki aynı durumda olamaz. Bir başka örnek vermek gerekirse, bir inşaat şantiyesinde bütün güvenlik önlemleri alındığı halde bir işçinin iş kazası sonucu ölmesi durumuyla, hiçbir iş güvenlik prosedürünü yerine getirmemiş olan bir inşaat şantiyesinde bir işçinin iş kazası sonucu hayatını kaybetmesi durumu kuşkusuz aynı değildir. İşte failin alacağı ceza kısaca yapmış olduğu ihmalin boyutuna göre ve yaşamını yitirmesine sebep olduğu insan sayısına göre değişmektedir. Zaten kanun da incelendiği zaman istemsiz olarak, herhangi bir kasıt olmaksızın bir insanın hayatını kaybetmesine sebep olmanın cezası 3 yıldan 6 yıla kadar hapis cezasıyken, yine taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebep olmanın cezası 3 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası ön görüldüğü anlaşılmaktadır. Buna ek olarak, taksirle ölüme sebebiyet verme cezası bilinçli taksir söz konusu ise kayda değer bir şekilde artmaktadır. bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme cezasını açıklamadan önce bu suçu tanımlayarak taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan ayırmak oldukça faydalı olacaktır. Herhangi bir taksirle ölüme sebebiyet verme suçunun söz konusu olduğu durumda fail ölüm sonucunu ön görmüşse bilinçli taksir söz konusu olur. Yani bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme ile taksirle ölüme sebebiyet verme arasındaki fark failin mağdurun ölümü sonucunu öngörme imkanının bulunmasıdır. Buradan hareketle, taksirle ölüme sebebiyet verme cezası ile bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme cezası arasında bir fark olacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Yani taksirle ölüme sebebiyet verme cezası failin suçu bilinçli taksirle mi yoksa bilinçsiz taksirle mi işlediğine göre değişecektir. Başka bir deyişle, taksirle ölüme sebebiyet verme cezası bakımından suçun bilinçli taksirle işlenip işlenmediği son derece önem arz etmektedir. Zaten kanun da bu noktada bir ayrıma giderek bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme durumunda cezanın 1/3'ten 1/2 oranına kadar arttırılacağını ortaya koymuştur.Buna ek olarak şunu belirtmek gerekir ki taksirle ölüme sebebiyet verme TCK tarafından mağdurun dikkatsizliği, failin taksirinin derecesi, kaç kişinin mağdur olduğu gibi bir çok etken dikkate alınarak düzenlenmiş olup failin alacağı ceza bu değişkenlere göre belirlenir.
Gündemi her daim sıcak olan ülkemizde her ne kadar artık olağan bir haber olarak görsek te hatta haber değeri taşımayan sıradan bir olay vasfı kazanmış olsa da taksirle yaralama günümüzde oldukça sık karşılaşılan ve hem mağdur için hem de fail için ciddi sonuçlar doğurabilecek bir suç olarak karşımıza çıkmaktadır. Peki taksirle yaralama nedir? Taksirle yaralama nedir sorusuna verilecek en güzel cevap Türk Ceza Kanunu'nun 89. Maddesi'nde tanımlanan taksirle yaralama suçu tanımına paralel olarak şu şekilde verilebilir:Herhangi bir kasıt olmaksızın bir başkasının yaralanmasına sebep olma durumudur. Bu duruma gerekli dikkat ve özeni gösterme yükümlülüğünü yerine getirmemek te dahildir. Taksirle yaralama nedir sorusuna cevap verdikten sonra taksirle yaralama suçu cezası hangi durumda ne kadardır, taksirle yaralama suçu TCK içinde nasıl düzenlenmiştir, taksirle yaralama ceza zamanaşımı süresi ne kadardır, taksirle yaralama tazminat davası ne kadar sürede açılabilir gibi sıkça sorulan sorulara taksirle yaralama suçunu Türk Ceza Kanunu'nun ilgili hükümlerini tek tek inceleyerek yanıtlamak yerinde olacaktır.
Taksirle Yaralama Suçu Cezası
Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki Türk Ceza Kanunu içerisinde taksirle yaralama suçunun tek ve her durum için uygulanabilir sabit bir cezası bulunmamaktadır. Yani taksirle yaralama suçu cezası nedir sorusuna verilebilecek tek bir cevap yoktur. Başka bir deyişle, taksirle yaralama suçunun cezası durumdan duruma göre değişken bir yapıdadır. Taksirle yaralama suçu cezası Türk Ceza Kanunu'nun 89. Maddesi'nde düzenlenmiştir. Buna göre, kasıt olmaksızın başkasının vücuduna acı veren ya da sağlığının bozulmasına neden olan kişi 3 aydan 1 yıla kadar hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır. Kanun hükmünden de kolayca anlaşılabileceği gibi yaralama fiilinin mağdura kalıcı bir hasar vermesi şart değildir. Bu noktada fiilin suç teşkil edebilmesi için failin mağdurun canını yakacak herhangi bir eylemde bulunmuş olması yeterlidir. Buna ek olarak, fail mağdurun canını yakmaksızın onun zihinsel ya da bedensel sağlığının bozulmasına sebep olmuşsa yine aynı cezai yaptırım uygulanır. Şunu belirtmek gerekir ki bazı durumlarda kanun koyucu cezai yaptırımın caydırıcılığı sağlaması ve bu yolla çeşitli mağduriyetlerin önüne geçilebilmesi amacıyla bazı hallerde taksirle yaralama suçu cezasını yarı yarıya arttırabilmektedir. Buna göre, fail mağdurun duyularından ya da organlarından birine kalıcı olarak zarar vermişse verilecek ceza 1/2 oranında arttırılır. Bununla beraber, fail mağdurun vücudunda bir kemiğin kırılmasına sebep olacak bir eylemde bulunmuşsa yine verilecek ceza yüzde 50 oranında arttırılır. Bunun yanında, failin işlemiş olduğu suç teşkil eden fiil mağdurun konuşmasında sürekli bir bozukluk meydana getirmişse yine verilecek ceza yarı yarıya arttırılır. Buna ek olarak, fail mağdurun yüzünde kalıcı bir iz oluşmasına sebep olmuşsa yine verilecek ceza yarı oranında arttırılır. Ayrıca, failin suç teşkil eden davranışı mağdurun hayatını tehlikeye sokacak bir duruma sebebiyet vermişse yine failin alacağı ceza yüzde 50 oranında arttırılır. Ve son olarak, failin suç teşkil eden eylemi gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına sebebiyet vermişse yine verilecek ceza yarı yarıya arttırılır. Son olarak, taksirle yaralama suçu bazen öyle sonuçlar doğurur ki maruz kalan kişi açısından ciddi anlamda bir mağduriyetin doğmasına sebep olur. Bu bakımdan kanun koyucu gerekli cezai yaptırımları ön görmek suretiyle caydırıcılığı sağlamayı ve bu yolla da yeni mağduriyetlerin ortaya çıkmasını engellemeyi amaçlamıştır. Bu gerekli caydırıcılığın sağlanabilmesi için kanun koyucu bazı taksirle yaralama durumlarında faile verilecek cezanın 2 katı cezaya çarptırmayı ön görmüştür. Buna göre, fail herhangi bir kastı bulunmaksızın bir kişinin iyileşme olanağı olmayan bir hastalığa yakalanmasına ya da bitkisel hayata girmesine neden olmuşsa failin alacağı ceza normalde ön görülen cezanın 2 katı olur. Bunun yanında, failin istemsiz olarak yaptığı bir davranışın sonunda mağdur duyularından ya da organlarından birini kaybettiyse failin alacağı ceza 1 kat arttırılır. Bununla beraber, failin kasıt olmaksızın yapmış olduğu fiil mağdurun konuşma ya da üreme yeteneklerinden birinin kaybına sebep olmuşsa failin alacağı ceza yüzde 100 oranında arttırılır. Ayrıca, failin gereken özeni göstermemesi sebebiyle mağdurun yüzünde sürekli bir değişiklik meydana gelmişse yine failin alacağı ceza normalde alacağı cezanın 2 katı olur. Ve son olarak, failin istemsiz olarak yapmış olduğu bir davranış gebe bir kadının çocuğunun düşmesine neden olmuşsa verilecek ceza yine yüzde 100 oranında arttırılır. Bütün bunlara ek olarak, failin kasıt olmaksızın, istemsiz olarak yani taksirle işlemiş olduğu fiil birden çok kişinin yaralanmasına sebep olmuşsa fail 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasına mahkum olur. Ayrıca, kanun hükmünde bir başka dikkat edilmesi gereken husus ise bilinçli taksir halleri hariç olmak üzere taksir yaralama durumlarında soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlıdır.
Son yıllarda ülkemizde giderek artan ve gerek toplum vicdanını gerek insanların adalete olan inancını zedeleyen cinsel saldırı suçu ne yazık ki insanlığın kanayan yaralarından birisi olarak var olmaya devam etmektedir. Cinsel suçların özellikle son yıllarda çeşitli basın yayın organlarında sık sık yer almasının bir sonucu olarak kamuoyunda cinsel suçlar nelerdir, cinsel suçlar nedir, cinsel suç ne demek gibi çeşitli sorular sorulmakta ve cinsel saldırı suçu toplum tarafından tam anlamıyla anlaşılamamaktadır. Öncelikle, cinsel saldırı suçu tanımı Türk Ceza Kanunu'nun 102. Maddesinde tanımlanmıştır. Bu tanıma göre cinsel saldırı, cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığının ihlal edilmesidir. Bu tanımdan da anlaşılabileceği gibi bir fiilin cinsel saldırı suçu teşkil edebilmesi için öncelikle kişinin vücut dokunulmazlığının ihlal edilmesi gerekmektedir. Yani failin mağdura cinsel davranış amacı güderek dokunmuş olması gerekir. Aynı kanun hükmüne göre bu suçun soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikayeti üzerine yapılır. Yani mağdur şikayet etmezse soruşturma başlatılmaz. Şikayet sonrasında sanığın suçlu bulunması halinde 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası söz konusu olur. Yani Türk Ceza Kanunu'nda yer alan basit cinsel saldırının cezası bu şekilde belirlenmiştir. Kanunun üstüne basa basa işaret ettiği bir diğer önemli nokta ise failin kişinin vücut dokunulmazlığını ihlal ederken objektif olarak bir cinsel tatmin amacı taşıdığını gösteren bir davranışta bulunmasıdır. Örneğin otobüste bir kadının yanlışlıkla ayağına basmış olmak objektif olarak cinsel tatmin amacı taşıyan bir davranış olarak gösterilemez. Bu örnekte her ne kadar vücut dokunulmazlığı ihlal edilmiş olsa bile bu istemsiz ve cinsel tatmin amacı taşımayan bir ihlal olarak kabul edileceğinden hareketle, bu davranışı bir cinsel saldırı suçu olarak nitelemek mümkün gözükmemektedir. Kanun hükmünde belirtilen bir başka önemli nokta ise cinsel saldırı suçunun farklı cinsten bir kişiye karşı işlenebileceği gibi aynı cinsten bir kişiye karşı da işlenebileceğidir. Yani bir erkek bir erkeğe karşı da cinsel saldırı suçu teşkil eden bir eylemde bulunabilir. Bu durumda da suçun niteliği ve cezai yaptırımı değişmez, cezai yaptırım aynen uygulanır. Buna ek olarak, cinsel saldırı suçunu sadece erkek işler şeklinde bir hüküm yer almadığından cinsel saldırı suçunun failinin bir kadın da olabileceği görüşü pratikte pek mümkün olmasa da kağıt üstünde de olsa imkan dahilindedir şeklinde yorumlanabilir. Buradan hareketle, cinsel saldırı TCK tarafından tanımı itibariyle tıpkı cinsel taciz suçu tanımında olduğu gibi kadın erkek ayrımı gözetmeksizin fiile (yani cinsel tatmin amacıyla yapılmış bir davranış) odaklı bir yorum geliştirmiştir diyebiliriz. Yani kısaca tıpkı cinsel taciz suçunda olduğu gibi cinsel saldırı suçunda da fail erkek olabileceği gibi kadın da olabilir bu noktada kanun koyucu bir ayrım gözetmemiştir.
Nitelikli Cinsel İstismarın Cezası
Öncelikle cinsel istismar suçu tanımı itibariyle birçok farklı şekilde işlenebileceğinden dolayı kanun koyucu bu suçu 2 ana başlık altında toplamıştır. Bunlardan birincisi basit cinsel istismardır. Bu suçun tanımı yukarıda da belirtildiği gibi cinsel tatmin amacıyla kişinin vücut dokunulmazlığını ihlal eden davranışlardır şeklindedir. İkincisi ise aynı davranışın yani cinsel tatmin amacı güdülerek vücuda organ veya herhangi bir cisim sokulması şeklinde gerçekleşmesi durumunda nitelikli cinsel istismar suçu söz konusu olur. Nitelikli cinsel istismar nedir, nitelikli cinsel saldırı ne demek, nitelikli cinsel istismar ne demek gibi kamuoyunda sıkça sorulan önemli soruları cevapladıktan sonra nitelikli cinsel istismarın cezası ne kadar sorusunu yanıtlamak oldukça faydalı olacaktır. Nitelikli cinsel istismarın cezası Türk Ceza Kanunu'nun 102. Maddesinde açık ve net bir biçimde ortaya konmuştur. Buna göre nitelikli cinsel saldırının cezası 7 yıldan 12 yıla kadar hapis cezasıdır. Bu suçun soruşturulması ve kovuşturulması resen yapılır. Yani mağdur şikayetçi olmasa bile suç yargı makamları tarafından öğrenilecek olursa soruşturma ve kovuşturma kendiliğinden başlar. Bu hükme ek olarak, kanun koyucu evlilik içi tecavüzleri de göz önünde bulundurarak, bu fiilin eşe karşı işlenmesi durumunda soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun şikayetine bağlıdır şeklinde bir hüküm ortaya koymuştur. Nitelikli cinsel istismarın cezası ile ilgili kanun hükümlerini incelerken ilk dikkat çeken husus söz konusu fiilin yani vücuda organ ya da herhangi bir cisim sokulması eyleminin kadının herhangi bir organı ya da erkeğin herhangi bir organı ile sınırlı tutulmayışıdır. Yani vücudun herhangi bir yerine herhangi bir organ ya da herhangi bir cisim sokulması fiili nitelikli cinsel istismar suçu teşkil etmektedir. Bu noktada kanun koyucu kadının ya da erkeğin herhangi bir organını baz alarak sınırlama getirmemiştir ve bu tanıma uyan her türlü eylemi nitelikli cinsel saldırı suçu altında toplamıştır. Buradan hareketle, pek tabii ki, bu tanıma uyan her türlü fiili gerçekleştiren fail de nitelikli cinsel istismarın cezası ile cezalandırılacaktır. Bununla beraber, kanun hükmünde altı çizilmesi gereken bir diğer nokta ise bu tanıma uyan fiilleri gerçekleştiren faillerin 7 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak olmalarıdır. Bu hükümden de açık ve net bir biçimde anlaşılabileceği gibi kanun koyucu bu noktada hakimin takdir yetkisini sınırlandırarak faillere gereğinden az ceza verilmek suretiyle cezai yaptırımın caydırıcılığının ortadan kalkmasını ve bu yolla yeni mağduriyetlerin ortaya çıkmasını engellemek amacını gütmektedir. Bunun yanında, evlilik içi tecavüzlere de atıfta bulunan kanun maddesi bu fillerden herhangi birini eşin işlemesi durumunda soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesini eşin şikayetine bağlamaktadır. Kanunun bu hükmü şüphesiz bir yandan kadının kocasına karşı olan haklarını korumayı hedeflerken diğer yandan da evlilik birliğinin korunabilmesi adına failin ceza almasını eşin insiyatifine bırakmaktadır. Yani bu tür evlilik içi cinsel suçlarda mağrurun beyanı sonrasında soruşturma ve kovuşturma başlatılır. Ancak olayın gerek insani boyutu ele alındığında gerek kadın hakları penceresinden bakıldığında bir eşin diğer eşin cinsel arzularını kendi rızası olmaksızın karşılamak gibi bir yükümlülüğü yoktur. Bir eşin diğer eşi cinsel birlikteliğe zorlaması hiç şüphesiz bir cinsel saldırı suçu teşkil etmektedir. Kanun koyucu sadece fail olan eşin ceza almasını mağdur olan eşin kararına bağlamıştır diyebiliriz.
Cezayı Arttıran Unsurlar
Öncelikle, kanun koyucu cinsel istismar suçunun cezasını bazı durumların suistimal edilerek bu suçun kolayca işlenebilmesini önlemek amacıyla belli durumlarda arttırmıştır. Buna göre fiilin beden ve ruh bakımından kendini savunması mümkün olmayan kişilere karşı işlenmesi durumunda failin alacağı ceza yüzde 50 oranında artırılır. Bunun yanında, failin fiili işlerken kamu görevlisi, vesayet veya hizmet veren kişi olmanın verdiği güvenceyi suistimal etmesi durumunda söz konusu ceza yarı yarıya arttırılır. Bununla beraber, söz konusu fiilin 3. derece de dahil olmak üzere, an veya kayın hısımlığı bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık ilişkisi bulunan bir kişiye karşı işlenmesi durumunda alınacak ceza 1/2 oranında arttırılır. Buna ek olarak, kanunun tanımladığı fiili silahla veya birden fazla kişi ile birlikte işleyen fail ya da failler kanunda belirtilen cezanın yarı yarıya fazlasına çarptırılırlar. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus failin silah kullanarak ya da kullanmayarak kasten yaralama suçunun sonuçlarına neden olması halinde failin alacağı cezaya ek olarak, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin de uygulanacağıdır. Bunun yanında, failin silah kullanarak ya da kullanmayarak mağdurun ölümüne veya bitkisel hayata girmesine sebep olması halinde fail müebbet hapis cezasına çarptırılır. Ayrıca, fiilin insanların toplu olarak bir arada bulunmak zorunda olduğu alanlarda işlenmesi durumunda da failin alacağı ceza yüzde 50 oranında arttırılır.Buna ek olarak, suç teşkil eden fiilin sonucunda mağdurun bedensel ya da ruhsal sağlığında bir bozulma meydana gelmişse verilecek hapis cezası 10 yıldan az olamaz. Basit cinsel istismar suçunu işleyen fail Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanır. Buna karşın, nitelikli cinsel saldırı suçunu işleyen fail ise Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanır.
Cinsel Suçlarda İspat
Öncelikle, birçok suç çeşidinde olduğu gibi cinsel suçlarda da soruşturma ve kovuşturma aşamasında hiç şüphesiz ki en büyük problem suçun ispatı noktasında ortaya çıkmaktadır. Suça kesinlik kazandıracak birçok delil genelde mağdurun olayın yaşattığı şok etkisinden kurtulabilmek için yıkanması, üstünü değiştirmesi sonrasında kaybolmakta ve zaten zor olan ispat daha da zor bir hale gelmektedir. Bu sebeple, tecavüze uğramış olan mağdurun duş almadan, ilk 48 saat içinde fiziksel rapor için hastaneye gitmesi gerekmektedir. Buna ek olarak, iç çamaşırını yıkamaması da ispat noktasında önemli olan bir diğer husustur.